Haber
10 Şubat 2019 - Pazar 18:36 Bu haber 195 kez okundu
 
BETERİN BETERİ OLABİLİR Mİ ? (18)
Bülent Fevzioğlu yazdı
- Haberi
BETERİN BETERİ OLABİLİR Mİ ? (18)

Yaralandıktan sonra hastahaneye kaldırılan Fazıl Önder,
orada ölmüştür. Yayınlanan resmi bir tebliğde, 38’lik bir
tabanca kullanıldığı ve tahkikatın devam ettiği
bildirilmektedir. Diğer taraftan Sadi Erkurt’un vurulduğu
gün solcu işçilerle birlikte bir konuşma yapan Hulûsi
Çağlar’ın, Rumlar tarafından Londra’ya gönderildiği haber
veriliyor “
Önce kurşunlanıp, sonra sırtına kama saplanan Fazıl
Önder’le ve bir zamanlar Müdürü olduğu İNKİLÂPÇI
gazetesiyle ilgili başka bilgilere de, 21 Kasım 1986 tarihli
“Haftalık Düşünce Haber-Yorum Dergisi” SÖZ’de
rastlamaktayız.
Arif Hasan Tahsin Desem’in Sahibi ve Genel Yönetmeni
olduğu haftalık SÖZ dergisinin 18-22 sayfaları arasında yer
alan yazının imza sahibi, Süleyman K. AKTAŞLI.
AKTAŞLI; Fazıl Önder ve İNKİLÂPÇI gazetesiyle ilgili
olarak (özetle), şu bilgileri verir :
“.... İlk sayısı 13 Eylül 1955 salı günü yayımlanan
İnkilâpçı’nın sahibi İnkilâpçı Basın Şirketi Ltd. Müdürü ise
Fazıl Önder’di.
Basıldığı yer, İnkilâpçı Basımevi, Skufarides Sokağı No. 10
olarak gösteriliyor ve “İnkilâpçı Yazı Kurulu tarafından
çıkarılmaktadır” denmekteydi. Haftalık olarak salı günleri
10 mil fiyatla “Halkın bağrından doğan İNKİLÂPÇI halkın
malıdır” başlığı ile çıkan ilk sayıda “İnkilâpçı” imzalı
başyazıda özetle şöyle deniyordu :
“..(s.19) Gazetemizin adı İnkilâpçı’dır. Biz de inkilâpçıyız,
ilhamımızı 1918-1922’de içten zararlı kuvvetlere, dıştan
saldırganlara, sömürgecilere karşı şahlanan Türkiye
halkından ve bu harekete kılavuzluk ve öncülük eden
Atatürk’lerden almaktayız..”
İlk on sayısı her salı günü çıkan İnkilâpçı, 21 Kasım 1955’de
çıkan 11. sayısından sonra artık pazartesi günleri çıkacağını
duyuruyor ve ekliyor :
“.. Şimdiki hedefimiz pek yakında haftada iki defa
çıkmaktır. Halkımıza güveniyoruz..” (s.21)
Tam üç ay süreyle haftalık olarak çıkarılan İnkilâpçı
gazetesinin son 14. sayısı, 12 Aralık 1955 tarihini taşıyor.
İngiliz sömürge yönetimine karşı çıkan Kıbrıs Türk
toplumunun çıkarlarını cesurca savunan ve Rum-Türk
dostluğundan yana olan İnkilâpçı gazetesinin halkı uyarıcı
ve bilgilendirici yayınlarından tedirgin olan bazı çevreler
vardı. İngiliz sömürgecilerle işbirliği halinde olan bu kesim,
gerek Kıbrıs Türk toplumu içindeki demokratları sindirmek,
gerekse emperyalizmin 'böl-yönet' politikası uyarınca Rum-
Türk çatışmasını körüklemek için çabalarını
yoğunlaştırmıştı.
Gazetenin son sayısında yer alan 'Tehdit' başlıklı yazıda
bu konuda şöyle denmektedir :
“... Son günlerde oraya buraya gelişigüzel tehdit mektupları
gönderildiğini müşahade etmekteyiz. İki hafta evvel,
tanınmış sporculardan Leymosunlu Bay Sevim’e böyle bir
mektup gittiğini haber alarak yayınlamıştık.
Aynı ayarda bir mektup, geçen gün yazıhanemize de
gelmiştir. Muhtevası :
İnkilâpçı gazetesini durdurunuz ...
Öldürüleceksiniz ...
Kafanız ezilecektir ... vs.
Maşallah ! tavuk kafası mı ezeceksiniz be birader.
Bu hareketi yapanların saf ve masum olduklarını biliriz.
Fakat yaptırtanlar ve idare edenlerin nedir maksatları ?
Kime ve hangi emellere hızmet ediyorlar ?
Medeni ve akıllı adam işi mi bu ?
Bizim bildiğimiz ganstervari tedhiş ve tehditler, siyaset
vasıtası olamaz; ölüm tehditleriyle fikirler susturulamaz.
Bu gibi hareketler halkın nefretini kazanacak ve faailleri er
geç meydana çıkarak halkın gazabına uğrayacaktır.
Tehdit mektupları !
Ganstervari hareketler !
Bu mu idi eksiğimiz ..”
Nitekim, iki gün sonra İngiliz sömürge yönetimi, antiemperyalist
mücadelede Türk-Rum işbirliğini destekleyen
İnkilâpçı gazetesi ile birlikte, AKEL’in günlük yayın organı
Neos Demokratis’i ve solcu Embros ile Aneksartitos
gazetelerini kapatır...” (s.22)
Kıbrıs Türk Şiirinin önde gelen ünlü isimlerinden Şair,
Özker Yaşın,
FAZIL ÖNDER’İN HİKÂYESİ
başlıklı bir şiirinde bu cinayet olayını aynen, şu dizeleriyle
anlatır :
İşte size o felâket günlerinde / Saklanıp gizlenmeyen /
“Sendikadan istifa ettim” diye / Gazeteye ilân vermeyi /
Onuruna yediremediği için öldürülen / Kıbrıslı Türklerden /
Birinin hikâyesi :
Adı : Fazıl Önder idi. / Lefkoşa’da Selimiye Camiinin
yanında / Bir saraç dükkânının sahibiydi. / Ve sabahtan
akşama, / O küçücük dükkânında / Çalışarak geçirirdi
günlerini ...
Fazıl kendi deyimi ile :/ “Çok kısa bir süre, / Gazeteciliğe de
bulaşmıştı...”
Bazı işçi arkadaşlarıyla birlikte / 1955 yılının ilk aylarında /
Yeni Cami mahallesinin / Eski Saray sokağında /
Kiraladıkları bir küçük evde, / İNKİLÂPÇI adını verdikleri /
Haftalık “ilerici” bir gazeteyi / Sadece “ondört sayı”
çıkarabilmişlerdi / Binbir zorluk içinde ...
Ve ben İNKİLÂPÇI’nın çıktığı aylarda / Halkın Sesi
gazetesinin / Yazı işlerinde çalıştığım’çin / Limasoldaki Keo
İçki Fabrikası yöneticilerinin / Türk basın mensupları
onuruna / Lefkoşa’daki Çağlayan Bar’da / Verdikleri bir
yemek sırasında / Bir rastlantı sonucu Fazıl Önder ile /
Oturmuştuk aynı masaya.
Yemek boyunca konuşmamız / Onu yakından tanımamı
sağladı :
Fazıl orta boylu / Güleç yüzlü bir adamdı. / Hani “kitap
kurdu” dediğimiz / Sayısı çok az olan / İnsanlardandı. /
Nazım Hikmet / En sevdiği ozandı. / Ve daha da önemlisi /
Ezbere biliyordu / Nâzım’ın bir çok şiirini...
Yemekten sonra gazeteye dönerken / Çağlayan Bar ile
Girne Kapısı arasında / Fazıl, coşku dolu bir sesle / Okudu
bana :/ “Simavne Kadısı oğlu / ŞEYH BEDREDDİN’in
hikâyesini...”
Fazıl’ın Küçük Kaymaklı’da idi evi / Yaşamı boyunca /
Kimseye zarar vermeden / Alnının teri ile / Kazanmıştı
ekmeğini...
Ve Küçük Kaymaklı yolunu / Asfaltlamaları için yetkililerin
/ Arada bir “Vatandaş” imzası ile / Yazılar gönderip
gazetelere / Eleştirmişti Sömürge Hükümetini.
İşte bu Fazıl Önder’i, / O güleç yüzlü insanı, / O kitap
meraklısı adamı, / Nâzım’ı çok sevip okuduğundan / Ve
yıllarca kayıtlı olduğu sendikadan / Bir sebep yokken istifa
etmeyi / Onursuz bir davranış saydığından, / Kurşunladılar
dükkânının önünde / Teşkilâtın tetikçileri / Hiç acımadan ...
* * *
“Delikli demir çıktı / Mertlik bozuldu ..” demiş Köroğlu ...
Peki ya Ahmet Sadi Erkut ve Fazıl Önder için kullanılan
delikli demir ortaya çıkarılmadan önce; Ahmed Raşit Bey’in
17 Ahmed tarafından değnekle, (Mısırlızade) Necati Özkan
Bey’in Enver Pamir tarafından sille tokat yumruklarla sokak
ortalarında dövülmeleri, çok mu mertlikti ?
Ve yine eskiler,
- Beterin beteri var, dememiş miydi .. ?!
Kıbrıs Türk Basın Tarihinde ilk kez Fazıl Önder’le yaşanan
bir gazetecinin katledilmesi olayına o günler içerisinde
birileri bakıp da, kendi kendine;
- Bundan beteri olabilir mi ? sorusunu (herhalde) sormuş
ve büyük bir olasılıkla da yanıtını, “Hadi canım sen de,
bundan beteri ne olabilir ki ?” şeklindeki yeni bir soruyla
bulduğunu sanmıştır ...!
Böyle sanmakla,
yanılmıştır ..
Çünkü beterin beterinin olduğu da ...
YaşandıkçaGörülecekti ....

Kaynak: Editör:
Etiketler: BETERİN, BETERİ, OLABİLİR, Mİ, ?, (18),
Yorumlar
Haber Yazılımı