Haber Detayı
17 Mayıs 2016 - Salı 16:55
 
Güney Kıbrısʹa da su vermek suretiyle bir barış projesini gerçekleştirebiliriz
DİĞER Haberi
Güney Kıbrısʹa da su vermek suretiyle bir barış projesini gerçekleştirebiliriz

Bugüne kadar Suriyeliler için harcadığımız meblağ, 10 milyar doları aşmıştır. Bu faturalıdır ama bir o kadar da sivil toplum kuruluşlarımızın, belediyelerimizin yaptığı yardımlar, destekler var. Burada her gün devam eden bir harcamadan söz ediyoruz. Söz verilen kaynak gelirse misafirlerimizin durumlarını daha da iyileştirme, daha da geliştirme imkanına kavuşuruz. Yoksa 3 milyon insan ülkemizde zaten barınıyor, hiçbiri de aç değil. Hamdolsun hepsine sahip çıkmışız. AB ülkelerinin ikircikli ve samimiyetsiz tavrını bir kenara bırakıyorum, asıl İslam ülkelerinin bu insanlara sahip çıkmasına ihtiyaç var. Önümüzdeki dönemde hassas bir yaklaşım sergileneceğine inanıyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ʹʹBugün İstanbulʹda su problemi olmadığı gibi 2071 yılına kadar da gereken planlamalar yapılmıştırʹʹ dedi. Suriyeʹdeki terör örgütlerine silah ve mühimmat desteği sağlanmaması konusunda bölgede faaliyet gösteren ülkeleri defalarca uyardıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı, ʹʹŞimdi bu silahların bir kısmı ülkemize yöneltildi. Ama şundan emin olunuz aynı silahların bir kısmı da yarın onları veren ülkelere karşı kullanılmaya başlanacak, bunun da haberini şimdiden veriyorum. Niçin biliyor musunuz? Terörün karakteri böyledir. Eninde sonunda akrep gibi kendisini tutan eli de sokarʹʹ şeklinde konuştu. Erdoğanʹın açıklamalarından satır başları şöyle:

ʹʹİstanbulʹda 2012ʹde gerçekleştirdiğimiz Bakanlar Konferansıʹnda onaylanan Su Vizyonu Belgesiʹni hayata geçirmeliyiz. Bunu özellikle altını çizerek vurgulamak istiyorum. Belgeleri imzalıyoruz ama bunları hayata geçirmeye gelince, hayata geçirmiyoruz. Oturup, konuşup, dağılacaksak, bunu hayata geçirmeyeceksek bu toplantıların bereketi kayboluyor. Bu toplantılarımızı bereketlendirmemiz lazım. Netice almamız lazım. Netice almıyorsak yazık olur. Bu toplantıda alınan kararlarla kurulması beklenen Su Konseyiʹnin de iş birliği adımlarının hızlanmasına ve Müslüman coğrafyasında refah seviyesinin artmasına katkı sağlamasını temenni ediyorum.

İstanbulʹun su sorununu belediye başkanlığı dönemimde çözdük. İstanbul ciddi manada susuzdu. Bugün İstanbulʹda su problemi olmadığı gibi 2071 yılına kadar da gereken planlamalar yapılmıştır. ʹʹGÜNEY KIBRISʹA SU VERMEK SURETİYLE...ʹʹ Kuzey Kıbrıs Türkiyeʹden gelen suyu kullanıyor. Güney Kıbrısʹa da su vermek suretiyle bir barış projesini gerçekleştirebiliriz dedik. Şu ana kadar herhangi bir talepleri olmadı. Ama biz görevimizi yaptık. Bugüne kadar Suriyeliler için harcadığımız meblağ, 10 milyar doları aşmıştır. Bu faturalıdır ama bir o kadar da sivil toplum kuruluşlarımızın, belediyelerimizin yaptığı yardımlar, destekler var. Burada her gün devam eden bir harcamadan söz ediyoruz. Söz verilen kaynak gelirse misafirlerimizin durumlarını daha da iyileştirme, daha da geliştirme imkanına kavuşuruz. Yoksa 3 milyon insan ülkemizde zaten barınıyor, hiçbiri de aç değil. Hamdolsun hepsine sahip çıkmışız. AB ülkelerinin ikircikli ve samimiyetsiz tavrını bir kenara bırakıyorum, asıl İslam ülkelerinin bu insanlara sahip çıkmasına ihtiyaç var. Önümüzdeki dönemde hassas bir yaklaşım sergileneceğine inanıyorum. ʹʹNE PROJESİ?ʹʹ Avrupa ülkelerinde mültecilerin yaşadığı dramlar konuyla ilgili bakış açısı farklılığından kaynaklanıyor çünkü konu eğer imkan meselesiyse Avrupa ülkelerinin imkanları bizden katbekat fazladır. Bilindiği gibi AB üyeliğimiz çerçevesinde karşı tarafın zaten yükümlülüğü olan vize muafiyeti için önümüze pek çok şart getirdiler. Bunlardan biri de Suriyeli sığınmacıların ülkemizdeki barınma şartlarını düzeltecek çalışmalar için bize sağlayacakları 3 milyar avroluk kaynaktı. Son 6 yıldır bu çalışmaları zaten yapan bir ülke olarak ABʹnin bize böyle bir destek vermesinden elbette memnun oluruz. Bu bizim bütçemize girecek değil, bu direkt olarak Suriyeli kardeşlerimize girecek olan bir destek. Fakat, mesele öyle bir yere getirilip düğümlendi ki sanki bu kaynak sığınmacılara destek için verilmiyor da bize bağış yapılıyormuş gibi bir intiba ortaya çıktı. Bizden proje istiyorlar, halbuki biz projelerin hepsini zaten gerçekleştirmişiz. Ne projesi? DİYARBAKIRʹDAKİ PATLAMA Geçtiğimiz perşembe günü Diyarbakır şehir merkezine yaklaşık 20 kilometre mesafedeki Tanışık Köyü yakınlarında büyük bir patlama meydana geldi. Terör örgütü mensupları Bingölʹde bir kamyonu çalarak araca bomba yüklüyorlar. Tanışık Köyüʹne geldiklerinde Seyithan Yakar isminde daha önce AK Parti il yönetim kurulu üyeliği de yapmış vatandaşımız teröristlere müdahale ediyor. Teröristler Dürümlü Mezrasıʹna doğru kaçmaya başlıyorlar. Tanışık Köyüʹdeki vatandaşlarımız aracı takip etmeye başlıyor. Tanışık Köyüʹnden gelen vatandaşlarımıza ateş açıyorlar. Çatışma sürerken teröristler bombayı ateşliyorlar. Yaklaşık 10-15 ton olduğu değerlendirilen bombanın havaya uçmasıyla kamyon ve onların yakınındaki 2 araçta bulunan 16 vatandaşımız hayatını kaybediyor. Burada bir terör örgütünün yüzlerce masum insanı katletmeye yönelik bir eylem teşebbüsü ve bu eylemi hayatları pahasına engelleyen 16 vatandaşımız söz konusudur. Normal şartlarda bir kamyon dolusu patlayıcıyı Diyarbakır şehir merkezinde kullanmayı hedefleyen bir örgütün bu eyleminin tüm dünyada çok ciddi yankı bulması ve şiddetle telin edilmesi lazımdır. ʹʹPARİSʹTE, BRÜKSELʹDE OLUNCA SES ÇIKIYOR, ANKARAʹDA DİYARBAKIRʹDA OLUNCA ÇIKMIYORʹʹ Daha önce buna benzer birçok terör eylemi oldu ve dünya bunlara hep sessiz kaldı. Bölücü terör örgütünün çeşitli isimler altında rahatlıkla faaliyet gösterdiği hatta desteklendiği Batı ülkeleri başta olmak üzere kimseden bu elim hadiseye yönelik ciddi bir ses çıkmamıştır. Parisʹte, Brükselʹde olunca çıkıyor ama Lahorʹda, Ankaraʹda, İstanbulʹda, Diyarbakırʹda olunca çıkmıyor. İşte bizim içimiz bundan yanıyor. Bu ikircikli tavır nereye kadar? Siyasetin dünyada dürüst olmadığını görüyoruz. ʹʹTERÖR ENİNDE SONUNDA AKREP GİBİ KENDİSİNİ TUTAN ELİ DE SOKARʹʹ Dünyada silah sektörünü elinde tutan ülkeler bu teröristlere bizzat silahlarını veriyorlar. Bu terör örgütlerinin elinde hangi ülkelerin silahlarının olduğunun hepsi tarafımızdan biliniyor. Bunları biz kendi medyamızla da dünyaya anlatıyoruz. Suriyeʹdeki masum insanların hayatlarını korumak için güney sınırlarımızda bir güvenli bölge oluşturulması için çalmadık kapı bırakmadık. Bunu ABD Başkanıʹyla paylaştım, Rusyaʹyla münasebetler düzgün olduğu zaman onlarla da paylaştım. Batı ülkeleriyle paylaştım. Hepsi ʹGüzel, şöyledir böyledirʹ ama uygulamaya gelince hiçbirisi bu noktada ʹHadi adımı atalımʹ demiyor. Bu teklifimize kulak tıkayanlar şimdi mülteci dalgalarının önünü kesmek için olmadık yöntemlerin arayışı içindeler. Aynı şekilde Suriyeʹdeki terör örgütlerine silah ve mühimmat desteği sağlanmaması konusunda bölgede faaliyet gösteren ülkeleri defalarca uyardık. Şimdi bu silahların bir kısmı ülkemize yöneltildi. Ama şundan emin olunuz aynı silahların bir kısmı da yarın onları veren ülkelere karşı kullanılmaya başlanacak, bunun da haberini şimdiden veriyorum. Niçin biliyor musunuz? Terörün karakteri böyledir. Eninde sonunda akrep gibi kendisini tutan eli de sokar. ʹʹHADİ BUNA DA ʹHAYIRʹ DESİNLERʹʹ Her zaman söylüyoruz, bugün dünyanın en önemli sorunu terörün bizatihi kendisi değildir. Bugün dünyanın en önemli sorunu, terör örgütleri karşısında takınılan bu ikiyüzlü, riyakar, samimiyetsiz tutumdur. Çünkü, terör örgütleri en büyük gücü, en büyük desteği işte bu tutumdan alıyor. Dünyada silah sektörünü elinde tutan ülkeler bu teröristlere bizzat silahlarını veriyorlar. Hadi buna da ʹhayırʹ desinler. Artık bu terör örgütlerinin elinde hangi ülkelerin silahları olduğunu hepsi tarafımızdan biliniyor.
Kaynak: Editör:
Etiketler: Güney, Kıbrısʹa, da, su, vermek, suretiyle, bir, barış, projesini, gerçekleştirebiliriz,
Yorumlar
Haber Yazılımı