Haber Detayı
13 Mayıs 2016 - Cuma 10:09
 
HÜKÜMETLE ZORLU BİR MUHALEFET DÖNEMİ YAŞAYACAĞIZ
DİĞER Haberi
HÜKÜMETLE ZORLU BİR MUHALEFET DÖNEMİ YAŞAYACAĞIZ

Diyalog TV’de Güne Merhaba Programı’na katılan CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, UBP-DP Hükümeti’ni, CTP’nin hükümet dönemini ve 22 Mayıs’ta yapılacak CTP Tüzük Kurultayı’nı değerlendirdi. “HÜKÜMETLE ZORLU BİR MUHALEFET DÖNEMİ YAŞAYACAĞIZ” Talat, “Parti içine dönük sadece Tüzük Kurultayımız yok. Ardından partinin organlarının, kurullarının belirlenmesi var. Önce ocak örgütleri, ondan sonra ilçe yönetimleri belirlenecek sonra da parti kurultayı toplanacak. Tabii siyasi görevlerimizi de yerine getireceğiz. İlk günden belli oldu ki bu hükümetle zorlu bir muhalefet dönemi yaşayacağız” dedi. “HALK TEPKİ GÖSTERSİN, VATANDAŞ İSYAN ETSİN, DOĞRU OLAN BUDUR” Müşavir konusunu da gündeme getirerek, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda dün iktidar milletvekillerinin oyuyla ivedilik istemi reddedilen Üst Kademe Yöneticiliği Yapan Kamu Görevlilerinin Atanması Hakkında (Değişiklik) Yasa Önerisi’ne atıfta bulunan Talat, “UBP bizimle hükümet döneminde müşavir yaratılmamasını kabul etmişti ve yaratılmamıştı. Yeni hükümet programında bunun yer almasını bekledim, yer almadı” dedi. Talat dün CTP’nin önerisiyle gündeme gelen yasa önerisinin iktidar tarafından reddedilmesine, yasayı UBP ile ele almalarından dolayı şaşırdığını ifade ederek, arkasından da Kamu Görevlileri Yasası’nın geçirilmesiyle üçlü kararnamelerin kısıtlanmış olacağını ancak dünkü gelişmeyle bunun önüne geçildiğini ifade etti. Talat, CTP’ye yönelik eleştirilere de yanıt vererek, “CTP’ye bu konuda eleştiri yapmak son derece yanlış olur. Müşavir yaratmadık, yasayı da CTP-UBP döneminde hazırladık, yetiştiremedik ve dün sunduk. Halk tepki göstersin, vatandaş isyan etsin, doğru olan budur. Bugün atanan kişi 3 ay sonra görevden alındığı takdirde evine gidip maaş almaya devam edecek ve emekli olduğunda da onun üzerinden emeklilik maaşı alacak. Konu şudur ki çalışmadan maaş alırlar” dedi. “YENİ MÜŞAVİR YARATMAYI KENDİ İMZAMLA SAĞLAMAZDIM” “Cumhurbaşkanı’nın imzalamama gibi bir durumu söz konusu olabilir mi?” sorusuna karşılık olarak ise Talat, “Olabilir ama o Sayın Cumhurbaşkanı’nın takdiridir. Ben olsam imzalamazdım bu şartlar altında. Bu şartlar altında yeni müşavir yaratmayı kendi imzamla sağlamazdım. Bu azınlık hükümetinin atadığı daire müdürlerinin ömrü ne kadar olur bunu kimse bilemez” yanıtını verdi. “POPÜLİZMİN BATAĞINA İLK GÜNDEN BATMIŞ BİR HÜKÜMET ÇOK GİDEMEZ” Talat, “Erken bir seçim mi bekliyorsunuz?” sorusuna yanıt olarak ise şöyle konuştu: “Bu hükümet 6 parçalı bir hükümet. Uzun süre gideceğini düşünmüyorum. Yasa yapmaları da mümkün değil. Yurttaşın lehine bir yasa olursa ki ölü gözünden yaş beklemeye benzer bu, tabii ki CTP’nin desteğiyle olacak. Bize aykırı yasa gelirse o zaman da bu yasaların geçmesi mümkün olmayacak. Üstelik popülizmin batağına ilk günden batmış bir hükümet, borçlanmaya gitmekten çekinmeyen bu hükümet çok gidemez. Maaşları borçla ödeyen bir devlet zaten yaşayamaz.” Talat, “Güvensizlik önergesi verilebilir mi?” sorusuna ise, “Gündemde böyle bir şey yok. Günü geldiğinde her şey değerlendirilir. Biz hükümetin doğru yaptığı işlere destek, yanlış yaptığı işlere de muhalefet yapacağız” yanıtını verdi. Mali ve ekonomik işbirliği protokolü… Talat, Türkiye Hükümeti ile imzalanacak 2016-2018 Mali ve Ekonomik İşbirliği Protokolü bağlamında UBP-DP Hükümeti’nin tutumunu da değerlendirerek, yeni hükümetin sunduğu değişikliğin Türkiye tarafından tamamen reddedildiği üzerinde durdu ancak içeriğine ilişkin detay vermedi. Talat şöyle konuştu: “Bu hükümet daha önce üzerinde çalışılan mali protokolde değişiklik yaparak tekrar Türkiye’ye gönderdi. Türkiye de bunu hiç kabul etmedi. Durum budur. Detayını bilmiyorum. Dolayısıyla Sayın Davutoğlu istifa etmeseydi diye bir şey yok. Türkiye Hükümeti devam ediyor. Biz bu protokolü imzalamaya hazırız diyenlerin değişiklik yaparak göndermeleri ve Türkiye’den bunun tepkiyle karşılanması süreci daha da uzatıyor. UBP geleneği at imzayı, al parayı ama yapma modundadır. CTP ise imzaladığımıza sadığız ama önümüze konan her şeyi de imzalamayız modundadır. Biz öyle davrandık. Son mali protokolündeki anlaşmazlık noktalarımız çok fazla değildir. Elektrik Kurumu’nun dağıtımının özelleştirilmesi isteniyordu, bunu kabul etmedik. Yargı ile düzenleme de usule ilişkindi, bunu kabul etmiyorduk. Bir de yine çok önemli olan, bizden giden fakat doğru bulmadığımız DPÖ’nün lağvı idi, bunun düzeltilmesini istiyorduk. Hükümetin başbakanı her şeyi özelleştireceğini söyledi zaten. Dünyada ülkeler artık savunmayla uğraşır dedi. Sanki eğitim devletin işi değil, sağlıkla uğraşmaz gibi. Buysa yaklaşımları, ömrü yeterse tabii, yakında eğitimin ve sağlığın özelleştirilmesine yönelik adımları göreceğiz. Ömrü yıl sonuna kadar diye düşünüyorum.” “MİLLETVEKİLİ ADAYLARINI DA ÜYELER BELİRLEYECEK” Talat, 22 Mayıs’ta yapılacak Tüzük Kurultayı bağlamında tüzükte öngörülen başta üyelik sistemi olmak üzere, kadın kotasının yüzde 40’a çıkarılması, milletvekili, belediye başkanları gibi seçimle işbaşına gelenlerin görev sürelerinin 3 dönemle sınırlandırılması gibi unsurları da açıkladı. CTP’de menfaate dayalı bir sistem olmadığı üzerinde durarak, sorunun CTP’den bir başka partiye geçilmesi olmadığını ifade eden Talat, üyelik sisteminin artılarına ve öngörülen yeniliklere ilişkin şöyle konuştu: “Özellikle partiye menfaat için gelmiş ise, o çıkarı bitmiştir ya da yürütemiyordur o zaman partiden ayrılıp UBP’ye veya DP’ye geçer, bunlar olur. Çok ender de dünya görüşü değişebilir. Ama bunlar çok az sayıdadır CTP ile ilgili olarak. Bu değil esas sıkıntı. Yeni mekanizmada CTP’de artık delege kavramı tüzükten çıktı. Ocak örgütleri, bucak örgütleri, ilçe örgütleri var ve merkez örgütü var. Ayrıca, kadın örgütü ve kadın örgütü var, onun da ilçeleri var. CTP’de delege sistemi kalktı. Milletvekili adaylarını da üyeler belirleyecek. Dolayısıyla artık milletvekili adayı olmak isteyen delege peşinde koşamayacak. Üye peşinde de koşmayacak. Dolayısıyla parti içinde gruplaşmalar daha aşağılara gidecek ama bir olumsuzluğu var. Partinin sürekli dinamik halde oluşu ortadan kalkmış olacak ama avantajları çok daha fazla. Artık parti başkanlarını ve tüm organlarını üyeler seçecek. Üyelik belli koşullarla gerçekleşebilecek. Kriterleri olacak. CTP’ye üye olmak isteyenler toplantılara da katılacak, aidatını da ödeyecek. Dolayısıyla üyelerimiz gelsin herkes üye olsun biçiminde olmayacak. Belli bir eğitimden de geçecek. Partiden ayrılıp başka bir partiye ayrılmayı da önlemiş olacak. Belli bir bilinçten geçtikten sonra üye olacak. Hayır sınav değil bir eğitim. Parti üyeliği onu gerektirir. Bilmek zorundasınız. Sonuçta bir çalışmaya katılmış olması gerekecek. Bazı çalışmalara katılınır ve katılma belgesi alınır, onun gibi. Bunun yadırganmaması lazım. Bir partiye üye olacaksınız ve herhangi bir organına da katılabileceksiniz.   Biz mevcut üyelerimizle ilgili söylemiyoruz. Bizim yeni üyelerden bahsediyoruz. Mevcutla ilgili tek bir şey var aidatını ödemiş olmalı. Üye sistemine geçişin yanı sıra parti içi düzen, yapı, disiplin konuları da ele alınıyor, daha açık hale getiriliyor ne yapılabilir ne yapılamaz gibi. Yoruma açık olmaktan çıkarılıyor. Partinin iç sorunlarının partililer tarafından kamuoyunda tartışılmasını engellemek gibi unsurlar var. Kadın kotasının yüzde 40’a çıkarılması var. Tabii bu taslak. Bakarsınız delegeler hayır üyeye geçilmesin diyebilir. Partinin milletvekili, belediye gibi görevlere süre kısıtlaması var. 3 dönem ile sınırlanıyor bu gibi görevler. Dolayısıyla çok uzun yıllar görev yapmanın önüne geçiliyor. Böylece yeni yüzlere imkanlar sağlanıyor. Bunlar tüzüğümüzdeki en önemli  yenilikler. Genel başkanlık için de sınırlama var.” “TÜRKİYE BUGÜN BİZİ HÜKÜMETTE İSTEMEYEBİLİR AMA…” Talat, CTP ile Türkiye ilişkileri konusundaki bir soru üzerine ise, CTP’in Türkiye’yle ilişkilerinin hiçbir zaman kötü olmadığını, CTP’nin Türkiye’den gelen tüm önerileri olurlamamasının ilişkilerin kötü olduğu anlamına gelmediğini ifade ederek, Türkiye’yle ilişkilerin her şeye evet dediğini ancak yerine getirmediğini savunduğu UBP hükümetleri sayesinde güvensizlik üzerine kurulduğunu belirtti. Talat şöyle konuştu: “CTP ile Türkiye ile ilişkileri en iyi yürüten parti oldu bugüne kadar. Hükümette bulunduğu dönemlerde KKTC’yi bağımsız mekanizma, devlet olarak Türkiye’yle ilişkilerini sürdürmesi konusunda hassas oldu ve bu hassasiyeti ciddi şekilde savundu ve uygulamaya çalıştı. Bu Türkiye’yle sıkıntı yaratıyorsa sorumlusu CTP olmadı hiçbir zaman. Bunun sorumlusu UBP ve DP oldu. UBP Türkiye’den her ne gelirse kabul etti ama uygulamadı ve bu Türkiye’nin KKTC’ye hiçbir şekilde güvenemeyeceği bir durum yarattı. CTP ise yapılabilecek ve doğru olan şeyler üzerinde ısrarcı oldu. Bunu Türkiye kabul ettiği sürece hiçbir sorun olmadı. Bizim ilişkilerimiz hiçbir zaman Türkiye’yle kötüleşmedi. Türkiye bugün bizi hükümette istemeyebilir, yeşil ışık da yakmış olabilir hükümet değişimine, ama bizim ilişkilerimiz Türkiye’yle kötüydü de ondan bu hükümet bozuldu, öyle bir şey yoktu. Biz Türkiye’yle ilişkilerimizi iki devlet olarak yürütüyoruz, bu iki devlet, kardeşçe iki devlettir.” “UBP VE DP İÇİN HÜKÜMETTE BULUNMAK NEMALANMA DÖNEMİDİR” Talat, başta Engelsiz Yaşam Evi araziyle ilgili sıkıntılar olmak üzere, ülkede bazı arazilerin uygun olmadığı halde birilerine verilmesi konusunu da gündeme getirerek, buna ilişkin açıklamalarda bulundu. UBP ile DP için hükümette bulunmanın “nemalanmak” olduğunu savunan Talat şöyle konuştu: “UBP ve DP için hükümette bulunmak nemalanma dönemidir. Ama CTP için hükümette olmak ciddi iştir. O nedenle önümüze gelen her şeye imza atmayız. Engelsiz Yaşam Evi, UBP döneminde tahsis edilen bir arazisinin bir şahsın eşdeğer olduğu ortaya çıkınca, CTP döneminde oldu ortaya çıkması; CTP’li İçişleri Bakanı bunu formüle etti, savcılıkla konuştu ve çözülemeden hükümet bozuldu. Şimdi konu gündeme geldi. Çözülemeyecek bir şey yok çünkü zemin hazırlanmıştı ama bugün CTP eleştiriliyor. Askeri bölgelerle ilgili çok ciddi sıkıntılar yaşadık. Örneğin askeri bölge olan bir arazi, tellenmemiştir etrafı. Gelecekte bir maksatla kullanılmak üzere ayrılmıştır. Orasını bir şekilde bir vatandaşa satarlar veya tahsise derler. Ondan sonra tapudan ve harita dairesinden bakılır engeli yoktur denir, ondan sonra askeri bölge olduğu ortaya çıkar, vatandaş da mağdur. Böyle kaç kişi var bana gelen biliyor musunuz? Vatandaş bunu yapan partilere oy vermeyecek. Vatandaş bu partilere oy vermeyecek. Böyle bir olay CTP’li herhangi bir bakan tarafından hiçbir zaman yapılmamıştır. Kendi verdiği yeri sonra kiralar, sonra 6 ay süre dolar bir daha kiralar. Gör beni demektir herhalde başka anlamı nedir? Bunun hesabını vatandaş yapar, görerek, bilinçlenerek, gidip doğru partiye oy vererek. Dünya böyle çözdü bu gibi konuları. CTP büyük bir güçle tek başına hükümette olsaydı, bunları açıkladık hükümet programımızda, YÖDAK Yasası’ndan tutun birçok yasa hazırlanmıştır. CTP’ye bunu yapacak gücü verse vatandaş 4 yıllığına, bu ülkede rüşvetin önünün alınabileceği yasal düzenlemeler yapılabilir.”
Kaynak: Editör:
Etiketler: HÜKÜMETLE, ZORLU, BİR, MUHALEFET, DÖNEMİ, YAŞAYACAĞIZ,
Yorumlar
Haber Yazılımı