Yazı Detayı
13 Ocak 2020 - Pazartesi 13:27
 
Avni’ye Göre “İstanbul Daveti”
Hakan Yozcu
kibrishakikat@gmail.com
 
 

“Düğün değil bayram değil, eniştem beni niye öptü?” diye bir türkümüz vardır. Meşhurdur. Beklenmedik,ani olaylar veya durumlar karşısında hep bu türküyü söyleriz.

                İşte bu türküyü hatırlatacak cinsten bir olay da geçen hafta yaşandı. Sayın Başbakan Tatar ve Dışişleri Bakanı Sayın Özersay’ın aniden İstanbul’a çağrılması olayı. Ve bu olay sonrası biz de ister istemez bu türküyü dilimize dolayıverdik.

                Durup dururken neden çağrılmıştı bu iki siyasetçimiz? Hani öyle sıradan kişiler veya meclisten herhangi vekil olmuş olsaydı bu kadar düşünmeyecektik. Ama biri Başbakan, diğeri Başbakan Yardımcısı ve Dış İşleri Bakanı olunca ister istemez merak ettik. Meraktan da öte dert ettik. Kendi kendimize düşünceler ortaya atıp fikirler, tezler ürettik.

                Akdeniz barut fıçısı gibi. Ortadoğu Cehennem ateşi gibi. Bunun yanı sıra Cumhurbaşkanlığı seçimi de yakın olunca ister istemez çoğumuz konunun Cumhurbaşkanlığı olduğunu düşündük.

                Ben de ne olabilir diye merak ettiğimden işi ehline sorayım dedim. Tabii bu işin ehli de her zamanki gibi bizim Bilge Avni idi. Soluğu doğrudan onun yanında aldım.

                Beni görünce güldü. “Yine bir hinlik var sende.” dedi. “Merakımı yenemedim. Sana geldim” dedim. “Biliyordum geleceğini. Otur dinle.” dedi.

                “Bildiğin gibi ortalık duman. Gündem her gün ve her an değişiyor. Akdeniz karışık. Orta Doğu karışık. İran-Amerika danışıklı döğüş halindeler. Sözüm ona dalaşıyorlar. Ama bir şey olacağı yok. Sadece birbirlerine yoklama çekiyorlar. Amaçları hedef yanıltmak.”

                “Bizim adamlar neden çağırıldılar?” diye soruyorum. Gülüyor. “Neden olacak? Kulakları çekilmek için” diye cevap veriyor. “Niçin?” diye soruyorum.

                “Hoca, sen akıllı adamsın. Bunu bilmen lazım” diyor. “Anlat” diyorum…

                Başlıyor anlatmaya…

                “Biliyorsun nisanda bir Cumhurbaşkanlığı seçimi var. Adaylar da yavaş yavaş belirmeye başladı. Önemli olan günün sonunda ipi kim göğüsleyecek sorusu?” “Kim göğüsler” diye soruyorum.            Gülüyor. “Falcı değilim. Bunu ben de bilmiyorum.” diyor. Devam ediyor: “Beyin jimnastiği yapmak lazım. Şimdi şu soruya cevap bulmak lazım. Türkiye, burada Cumhurbaşkanı olarak kimi ister? Bu isim, kendisine yakın olan, Türkiye’nin hak ve çıkarlarını da gözeten ve koruyan, Türkiye ile birlikte yürüyen biri olmalıdır. Türkiye kendisine ters düşen birini istemez. O nedenle titiz davranacaktır. Müdahil olmak istemeyecektir. Ama yanlış bir adım da kendisine pahalıya mal olacaktır. O nedenle titiz olmak zorundadır.” diyor.

                Ben, dayanamayıp araya giriyorum: “Peki, sence kim olacak bu isim?” diye soruyorum. Gülüyor. “Görünen köy kılavuz istemez” diyor. “Türkiye’nin şu anda istemediği kesin bir isim var. O olmasın da kim olursa olsun düşüncesi hakim. Diğer taraftan o ismi ABD ve AB’denin istediğini biliyoruz. Onlar da yıllardan beri çözüm diyen, barış diyen ama bir türlü bunu gerçekleştiremeyen teslimiyetçi zihniyeti istiyor. O ismin kim olduğunu sen de biliyorsun.” diyor.

                Bir ara susuyor. Düşünüyor Avni. Ve yine devam ediyor. Bu defa kendisi soruyor: “Peki, Sayın Özersay, adaylığını neden gitmeden bir gün önce açıkladı? Oysa Cumartesi günü açıklayacaktı. Burada da bir Ali Cengiz Oyunu var.”

                “Nasıl bir oyun?” diye soruyorum. İyice gülüyor Avni…

                “Canım Hocam, Özersay’ın kazanamayacağını sen de, ben de adımız gibi biliyoruz. Şu ana kadar yaptığı taktiksel hatalar kazanma şansını aza indirdi. Artık arkasında o kadar oy yok. Kazanamayacağını hepimiz biliyoruz. O halde neden bu kadar acele edip adaylığını açıkladı. İstanbul’a gittiğinde diyecek ki ‘Ben adaylığımı açıkladım. To late’”

                “Neden öyle demek zorunda kalacak ki?” diye sorunca Avni kızıyor: “Yapma Hocam, etme hocam! Bu soruyu dağdaki çoban dahi sormaz.” diyor. Ben, sessizce bakıyorum. Susuyorum. O anlatmaya devam ediyor: “Türkiye, kendine en yakın kişinin kazanmasını ister. O nedenle işi riske atmak istemez. Yani işi ilk turdan bitirmek ister. Onun yolu da sağda tek aday çıkarmaktan geçer. İlk turda yüzde 51 oyu alacak bir çatı aday çıksın ister. O nedenle kendi aranızda anlaşın. Kazanabilecek biri aday olsun. Diğer tüm sağ kesim de ona destek olsun diyecek. Yoksa iş zor.”

                “Nasıl zor?” diyorum. Açıklıyor: “Zor, çünkü ikinci tura kalması demek solun kazanması demek. İkinci tura bir soldan ve bir sağdan kalırsa sol kim olursa olsun kendi adayına yüklenecek. Hatta sağdan da biraz oy çalma hesabına gidecek. Bunu başarabilirse kesinlikle yine alacak. O nedenle işi birinci turdan bitirmek gerek.

                Burada şunu da sormak gerek: Kendi partisinin amblemi altında seçime girmek varken neden bağımsız olarak girmek tercih edildi? Bu kendi seçmenime güvenmiyorum, diğerlerinden de oy istiyorum demektir. Yani sağdan ne kadar oy çalabilirsem kardır düşüncesi var.

Bana göre sağdan bu kadar aday çıkması da sola hizmet edecek. Çünkü çok aday demek, sağın bölünmesi demek olacak. Böyle olunca da ilk turdan iş bitmeyecek ve kesinlikle ikinci tura kalacak.

Özersay, bilinçli olarak bir gün önceden açıkladı adaylığını. Ok yaydan çıktı deyip adaylığını perçinleştirecek. Böylece kendine göre avantaj elde edecek. Yoksa neden gitmeden bir gün önceden açıklasın adaylığını?

Türkiye de bunları hesapladığı için kulaklarını çekip kendi aranızda anlaşın demek için çağırdı. Sağdan tek aday çıkarın. İlk turda işi bitirin diyecek.

Ekonomik sıkıntı bahane. Türkiye isterse buranın ekonomisini bir günde düzeltir.  Amaç o değil. Amaç dışa karşı güçlü olmak ve birlik beraberlik içinde hareket etmek. Türkiye, kendini arkadan vuracak bir zihniyet istemiyor. O nedenle anlaşıp çatı aday çıkarın ve birinci turda işi bitirin diyor. Bütün mesele bu. Siyaset ince taktik işidir. Kim bu taktiği iyi yapar, uygularsa kazanır.” diyor…

Son sorumu soruyorum: “Peki, Türkiye tercihini kimden yana kullanır?” gülüyor bu soruya. “Bunun cevabını çok geçmeden adaylar verecek. Birkaç gün içinde hangisi çekilirse bil ki Türkiye diğerini tercih etmiştir. Mantık öyle söylüyor…”

                Avni’yi şimdi iyice anlıyorum. Ne dersiniz haksız da değil hani…

                Çatı adayı çıkar mı çıkmaz mı hep birlikte göreceğiz. Zaman artık iyice daralıyor… Tüm adaylara başarılar diliyoruz.

 Hayırlısı diyelim…

 
Etiketler: Avni’ye, Göre, “İstanbul, Daveti”,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
18 Mayıs 2020
YANGINLAR CİĞERİMİZİ PARÇALADI
14 Mayıs 2020
PİLE’DE SULAR DURULMUYOR
12 Mayıs 2020
CORONA TURİZMİMİZİ VURMASIN
03 Mayıs 2020
OKULLAR TATİL EDİLMELİ
30 Nisan 2020
ADANALIM
29 Nisan 2020
CORONADA BUNDAN SONRASI
21 Nisan 2020
“Bitemeyen Proje” Üzerine
13 Nisan 2020
SOYLU’NUN İSTİFASI ÜZERİNE
06 Nisan 2020
CEVAHİR CAŞGİR’DEN “YÜZSÜZ ŞİİRLERİM”
30 Mart 2020
Vefa Arayan Şair’den “Kalbim Senindi” Romanı
12 Mart 2020
Coronavirüs’ü De Oyuncak Ettik
09 Mart 2020
Sınırlarımızda Biber Gazı ve Cop
05 Mart 2020
İlke Susuzlu İle Tiyatro Konuştuk
03 Mart 2020
Diyetisyen Olmak
02 Mart 2020
Kadirli İdlip’te Şehit Olan Evladına Ağladı
01 Mart 2020
İskenderun Belediyesi Tiyatro Topluluğu
26 Şubat 2020
Herkese Küsmek?
25 Şubat 2020
ZABITALARIN GAZİLERLE ZORU NEDİR?
24 Şubat 2020
YDP Cumhurbaşkanlığı Manifestosunu Açıkladı
20 Şubat 2020
İskele Yine Karıştı
18 Şubat 2020
ÖĞRETMENİMİZ METİN BİÇER’İN ARDINDAN
17 Şubat 2020
“Bir Ahi Zaman” Oyunu
13 Şubat 2020
Ölçü Dozunu Aşmamak Gerek
12 Şubat 2020
Artık Bir Edebiyat Tarihimiz Var
10 Şubat 2020
Nihal Salman İle Aile Üzerine Bir Sohbet
06 Şubat 2020
Taşkent Doğa Parkı
04 Şubat 2020
KIBRIS TÜRK EDEBİYATI DEV BİR ESERE KAVUŞTU
31 Ocak 2020
Baş Döndürücü Gelişmeler Oluyor
29 Ocak 2020
Yüzde 5.5 Artış mı Dediniz?
27 Ocak 2020
GEÇMİŞ OLSUN TÜRKİYE’M
23 Ocak 2020
YDP’nin Adayı Prof. Arıklı
14 Ocak 2020
YDP’den Gövde Gösterisi
09 Ocak 2020
Erdinç Akgür İle Devlet Tiyatroları’nı Konuştuk
08 Ocak 2020
Avni’ye Göre Yeni Hükumet
06 Ocak 2020
Son Durak Meyhanesi
03 Ocak 2020
YENİ YILDA YENİ UMUTLARIMIZ
02 Ocak 2020
Doğu Türkistan Gerçekleri
30 Aralık 2019
Kıbrıs Türkünün Bağımsızlık Mücadelesi
26 Aralık 2019
Sebahattin Kurt İle Çukurovalıları Konuştuk
22 Aralık 2019
“WOYZECK” Oyunu Üzerine
19 Aralık 2019
ADAYLAR YAVAŞ YAVAŞ AÇIKLANIYOR
15 Aralık 2019
Dursun Koç İle Sporumuz ve Denizcilik Üzerine Konuştuk
12 Aralık 2019
YDP’nin Engellenemeyen Yükselişi
09 Aralık 2019
Cehaletin Böylesi Görülmedi
05 Aralık 2019
Avni’ye Göre Hükumetin Gitmesi Çok Yakın
03 Aralık 2019
Dışarısı İçeriden Karanlık
27 Kasım 2019
“ÇUKUROVA YANIYOR” Üzerine
26 Kasım 2019
Veysel Üresin İle Çukurovalı Sanatçılar Hakkında Konuştuk
18 Kasım 2019
Kadirli Sucuk Ekmek ve Oğuzhan Usta
14 Kasım 2019
Karakütük Köyü’nde Akrabalarla
12 Kasım 2019
Hasan Dede Türbesi ve Kadirli Kent Müzesi
06 Kasım 2019
Kıbrıslılar Bizi Neden Sevmiyor?
01 Kasım 2019
“Kardeşimin Hikâyesi” Üzerine
30 Ekim 2019
KKTC ÇUKUROVALILAR DERNEĞİ Nİ ZİYARET ETTİM
20 Ekim 2019
SESSİZ ÇIĞLIK ÜZERİNE
15 Ekim 2019
Vatan Sana Canım Feda
13 Ekim 2019
“Barış Pınarı” Hayırlı Olsun
09 Ekim 2019
YDP 3. Yılını Kutladı
07 Ekim 2019
I.Akdeniz Uluslararası Araştırmalar Kongresi’nin Ardından
30 Eylül 2019
“ERZİNCAN YÖRESİ ALEVİLERİ”
25 Eylül 2019
İLK YERLİ OPERAMIZ ARAP ALİ DESTANI
23 Eylül 2019
YDP’DE AŞURE GÜNÜ
19 Eylül 2019
ÇUKUROVA TÜRKMENLERİ
18 Eylül 2019
Avni’nin Kehanetleri
12 Eylül 2019
Tekin Bertiz’in Ardından
05 Eylül 2019
OĞUZ BOYLARI KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ BAŞKANI ARİF ZEREN İLE SÖYLEŞTİK
03 Eylül 2019
AVNİ İLE CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ ÜZERİNE KONUŞTUK
25 Ağustos 2019
GÜVERCİNLİK KÖYÜ ÇÖPLÜK MÜ?
20 Ağustos 2019
“Yangın Yerinde” Kabare mi Komedi mi?
19 Ağustos 2019
“GELECEK 100 YIL” Üzerine
15 Ağustos 2019
AVNİ İLE BAYRAMLAŞTIK
05 Ağustos 2019
KAZA “GELİYORUM” DEMEDİ
01 Ağustos 2019
Milli Değerleri Koruma Derneği Ve İsfendiyar Dayı
28 Temmuz 2019
ADANALILAR DERNEĞİ ÇOK İDDİALI GELİYOR
25 Temmuz 2019
AVNİ’YE SORDUM
22 Temmuz 2019
Kenan Akın İle Güncel Konular
18 Temmuz 2019
KİM BU AVNİ?
15 Temmuz 2019
Sadece Suriyelilere mi Vize?
11 Temmuz 2019
BOŞ VERDİM
09 Temmuz 2019
Postamız Nasıl Çalışıyor?
08 Temmuz 2019
Derman Atik İle Tiyatro Üzerine
04 Temmuz 2019
KÜLTÜREL MİRASIMIZI KİM YÖNETİYOR?
27 Haziran 2019
Hakan Tulumbacı İle Sanat Üzerine
27 Haziran 2019
Harun Tulumbacı İle Sanat Üzerine
25 Haziran 2019
Ertaç Hazer İle Kültür-Sanat
21 Haziran 2019
Hükümet Kuruldu Kurulmadan Vuruldu
18 Haziran 2019
DR CEMAL MERT İLE SÖYLEŞTİK
16 Haziran 2019
Gelişmekte Olan Farklı Bir Spor: Okçuluk
13 Haziran 2019
AVNİ’Nİ BÜYÜK İDDİASI
29 Mayıs 2019
Solcu Efendi” Üzerine Birkaç Kelam
23 Mayıs 2019
Kıbrıs’ta Osmanlı Öncesi Türk İzleri
19 Mayıs 2019
TERAPİ Üzerine
15 Mayıs 2019
ZAMAN
22 Nisan 2019
ATA - DEDE YURDUNDA
11 Nisan 2019
BÖYLE YARIŞMA OLUR MU?
07 Nisan 2019
Aşık Veysel Ve Nesimi’yi Anma Toplantısı
02 Nisan 2019
“Yaşamak Nazım Gibi” Oyunu Üzerine
27 Mart 2019
“27 Mart” KKTC İçin Acı ve Buruk Bir Gün
21 Mart 2019
“Kıbrıs’ın Dünü, Bugünü Ve Yarını”
18 Mart 2019
Bütçemiz Error Veriyor
14 Mart 2019
Sen Neymiş Be Abi!
10 Mart 2019
İRSEN KÜÇÜK’ÜN ARDINDAN
05 Mart 2019
Dairelerde Damga Pulu Sorunu
04 Mart 2019
Şerefine İnsanoğlu
01 Mart 2019
Su Akar Güldür Güldür
28 Şubat 2019
YDP Meşalesini Güvercinlik’te Yaktı
27 Şubat 2019
Liderlerden Farklı Söylemler
24 Şubat 2019
Teknoloji Mi, Dedikodu Mu?
19 Şubat 2019
Genç Ama Başarılı Diyebileceğimiz Bir Bakan
18 Şubat 2019
Sendikalarımızın Amacı Ne?
14 Şubat 2019
Öyle Bir Dünyada Yaşıyoruz Ki!
10 Şubat 2019
Uçak Biletleri Ucuzlayacak Mı?
06 Şubat 2019
Türkeş’in Evi
05 Şubat 2019
Sosyal Medya Siyaseti
04 Şubat 2019
Bu Hükümetten Keyif Alıyorum
31 Ocak 2019
Anketle Cumhurbaşkanı Mı Olur?
22 Ocak 2019
ELEKTRİK FATURALARI EZBERE Mİ HESAPLANIYOR?
22 Ocak 2019
Kıbrıs Patatesinden Vaz Mı Geçiliyor?
22 Ocak 2019
Bayrak Namustur Şereftir
18 Ocak 2019
Kıbrıs Patatesinden Vaz Mı Geçiliyor?
11 Ocak 2016
KADINLAR KAHVEHANESİ
Haber Yazılımı