Yazı Detayı
19 Eylül 2019 - Perşembe 12:28
 
ÇUKUROVA TÜRKMENLERİ
Hakan Yozcu
kibrishakikat@gmail.com
 
 

Cezmi Yurtsever, 1956 yılında Kadirli’de doğdu. İlk-Orta-Lise eğitimini Kadirli ilçesinde sürdürdü. 1976 yılında İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü’nden mezun oldu. Liselerde Tarih öğretmenliği yaptı ve 2006 yılında Adana Fen Lisesi'nden emekli oldu.

Araştırmacı Yazar Cezmi Yurtsever, yazım dünyasına, “Kadirli Tarihi” kitabını 1981 yılında yayınlayarak başladı. Memleketi olan Kadirli, tarih için sonsuz ve büyük bir kaynaktı. Kendi doğduğu, büyüdüğü yerleri araştırmak, anlatmak ve tarihe armağan etmek onun için hem büyük bir görev; hem de büyük bir onur idi.

                Osmanlı Arşivinde bulunan Çukurova Tarihi ile ilgili belgeleri kaynak olarak kullanarak Çukurova ile ilgili birçok eserler kaleme aldı. Bu coğrafya insanlarından sözlü bilgiler aldı. Yaşanan bir tarihin ağıt ve gözyaşlarında canlanan insan hikâyelerini yazdı.  Gitmediği köy, mahalle, ev kalmadı. Belgelere dayanarak eserlerini meydana getirdi. Bu eserlerden biri de “Çukurova Türkmenleri” adlı kitabıdır.

                Bu eserde yüzyıllardır Çukurova’da yaşanan isyanları, haksızlıkları, Çukurova insanlarının yaşam biçimlerini, yerleşik düzene nasıl geçtiklerini, atalarımızın soyları hakkında bulduğu bilgileri yansıttı.

                Çukurova Türkmenleri “Çukurovalı Yayınları” arasında yer alan, “Eren Yayıncılık” tarafından yayınlanan Adana’da Ekrem Matbbası’nda basılan, resimlerle, belgelerle desteklenen 504 sayfalık tarihe kaynak değeri taşıyan bir kitaptır.

                Kitapta Avşarlar, Bozdoğanlar, Farsaklar, Ceritler, Tatarlar, Ramazanoğulları, Kerimoğulları, Kozanoğulları, Menemenciler, Güveloğulları, Yörükler, Fellahlar, Aydınlılar, Aşiretler, Aileler gibi daha sayamadığımız birçok konuya yer veriliyor.

                Yazar, eserinde yer yer hikâyemsi bir dil, yer yer belgelere dayanarak belgesel nitelikli bir anlatım yöntemi ve yer yer de yüz yüze görüşüp konuştuğu kişilerle yaptığı sohbetleri ile getiriyor. Bu bakımdan eser, gerçek bir kaynak özelliği taşıyor.

                Yazar, önsözünde “2004 yılında ilk baskısını yaptığı çalışmaya “KOVGUN” adını koyduğunu belirtiyor. Kovgun, kavga-dövüş, isyan anlamlarına gelen bir sözcük. Osmanlı’nın duraklama zamanlarında 1600 yılından başlayarak Fırka-i Islahiye Ordusu’nun bölgeye geldiği 1865 yılına kadar süren kavgalar… İnsanların perişan olması, yakılıp yıkılan köyler, şehirlerin harabeye dönmesi, ve arkasından söylenen ağıtlar, destanlar, hikayeler, efsaneler… Herkesin bildiği  “Ferman padişahınsa dağlar bizimdir” sözlerinin derin anlamının açıklanmasıdır Çukurova Türkmenleri.” diye belirtiyor.

                Eserde, Fatih Sultan Mehmet Han’ın eşinin Kadirlili olduğu öne sürülüyor. Kanuni Sultan Süleyman’ın da Kadirli yöresinde Keşiş, Savrun, Kesik ve Sunbas Irmaklarının suladığı verimli topraklardaki çeltik çiftlik arazilerinin mülkiyeti ve gelirlerine sahip olduğu belirtiliyor.

                Yavuz ve Kanuni dönemleri ve Celali isyanlarının yoğunluk kazandığı 1600’lü yıllar ve sonrası Avşarların “Kaç-Göç” tarihi olarak bilinmektedir. Yavuz zamanında Anadolu Türkmenlerinde Avşarlardan da kalabalık oymaklar siyasi kavgalardan dolayı Anadolu’yu terk ederek Kafkaslara gitmişler. Şimdiki Azerbaycan’ın Gence vilayeti’ne yerleşmişler. (sayfa 115)

                Başa getirilen valilerin de keyfi davranması halkı çileden çıkarmıştır. Birçok bölümde eşkıyaların dahi gücünü kırabilmek için bazı yerlere kaymakam yapıldığı ileri sürülmüştür.

                “Maraş Valisi Selim Paşa, göreve başladığı zaman, vergileri fazlalaştırarak keyfi davranmaya başlamıştır. Kozandağı halkından vergi toplanması için gönderdiği memurlar, görev yerinde aşiret mensuplarından ümit ettikleri kadar, vergi alamayınca anlaşmazlık çıkmış, iki kişi karşı geldiği için de “Çengele takılarak” idam edilmiştir. Maraş Valisi Selim Paşa’nın kendi keyfiyetine dayanarak yapılan bu idamlar, bir anda Kozandağlı Türkmenleri ayağa kaldırmıştır.” (Sayfa 125)

                “İstanbul’dan yola çıkacak padişahın “Sürre-i hümayun” adı verilen Hac kervanının Adana’ya geldiğinde Misis’e kadar gidebileceği ve oradan öteye Payas’a geçmesinin mümkün olmadığı, Gavurdağlarını mesken tutan Küçükalioğlu Halil adındaki eşkıyanın adamları ile birlikte kervanı basacağı, yağma ve katil olaylarının yaşanacağı açıklanıyor… Kervanın güvenliğinin sağlanması için de Misis’ten sonra yakınlarda bulunan Ayas Limanı’na ulaşılması, hazır bekleyen gemilere binilerek körfezin karşı sahilinde bulunan İskenderun’a geçilmesi, Belen-Halep yolunu izleyerek Şam’a ve oradan öteye de Medine’ye ve Mekke’ye ulaşılması hac farizasının yerine getirilmesi isteniyordu.” (Sayfa 145)

                Aydınlı dediğimiz Yörükler Göçerler olarak bilinir. Bunların o zamanlar düzenli, yerleşik yaşam biçimleri yoktur. Hayvancılıkla uğraştıkları için yazın dağlara, serin yerlere, otun bol olduğu yerlere göçerler. Develerle, eşeklerle, atlarla, koyunlarıyla günlerce yol sürüp dağlara çıkarlar. Kış gelince de düze geri inerler.

                Cezmi Yurtsever bu eserinde Yörüklere de geniş yer ayırıyor ve onların hikâyelerini kaleme alıyor.

                “Çan çalan develeri, davar sürüleri, köpekleri, kara çadırları, mor belikli gelinlik kızları ile Aydınlının göçü bir başkadır. Dağlardaki karların erimeye başlamasıyla birlikte çiriş otları başını gösterir. Menekşeler boy atmaya başlar çalı diplerinde, nergislerin beyaz ve sarı yapraklarını alımlı alımlı ortaya konması ve arkasından çiğdemlerin nergislerin çiçek açması ile birlikte canlanır doğa bütün güzelliği ile.

                O günlerde Anavarza kıyılarını mesken tutan Yörükler için yaylaya göç vaktidir. Kadirli içinden yola çıkanlar, Akarca yolunu izleyerek Kartal Kayasını geçer... Yeni evli bir gelin, hicap etmenin yani utanmanın bir gereği olarak kayın babası ile hiç konuşmaması, o günlerde aşiretin konduğu yerde çam dalından yapılmış bir beşikte bebeğin unutulması… Bahsi geçen ağacın yanına gelindiğinde ise anayı gözyaşlarına boğan acı olayla karşılaşılması. (sayfa 149)

                Yavrusunu beşikte unutan ve alıcı kuşlara yem olmasını sağlayan ananın hüzün veren hikâyesi… Onun için yakılan ağıt:

Bebeğin beşiği çamdan

Yuvarlanır düşer damdan,

Şimdi emmiler gelir,

Kimi urumdan, kimi Şam’dan…”  (Sayfa 150)

                Çukurova’nın en büyük sorunlarından biri de insanların yerleşik düzene geçmemeleridir. Genelde dağlarda, yüksek yerlerde yaşam vardır. Bu da eşkıyalığı, kavgayı, soygunu beraberinde getirmektedir.

                Devlet ferman çıkararak insanların dağlardan düze inip yerleşik hayata geçmelerini ister. Bunun için halk teşvik edilir. Ama insanlar alıştığı yaşam biçiminden kopmak istemezler. Bunun üzerine padişah ferman çıkararak Derviş Paşa ve Cevdet Paşa siminde çok deneyimli iki komutanı görevlendirir. İki komutan büyük bir ordu ile Çukurova’ya gelir. Kabul eden aşiretlere dokunmaz. Kabul etmeyenlerle savaşır. Ve zorlar. İşte bu dönemde Dadaloğlu’nın “Ferman padişahınsa dağlar bizimdir” dizesi meşhurdur. Karşı gelirler, Osmanlıya direnirler. Bazıları Sivas’a sürgün gönderilir. Sonuçta Çukurova insanı yerleşik düzene geçmeyi kabul eder.

                Bilindiği gibi pamuğun merkezi Amerika’dır. Amerika’da iç savaş çıkınca pamuk ekiminde büyük azalma olur. İngiltere de pamuk ihtiyacını buradan karşılamaktadır. Böyle olunca Dünya’da  pamuk sıkıntısı  başlar. Pamuk üretimi için en verimli, en uygun yer Çukurova olarak belirlenir. Amerika’dan pamuk üretimi için tohum getirilir. Ve Adanalılar pamuk ile tanışır. Bundan sonra Adana ve yöresi Beyaz Altın diyarı olarak bilinecektir. Zira bütün Çukurova kısa bir zamanda bembeyaz bir gelinlik giyecektir… 

                Çukurova Türkmenleri kitabı, Kadirli, Kozan, Osmaniye şehirlerinin ve Adana Bölgesi’nin yüzyıllar içinde nasıl oluştuğunu, nasıl geliştiğini, nasıl büyüdüğünü, ananelerle, geleneklerle anlatan bir kitap.

Her Adanalının, her Çukurovalının okuması ve elinin altında olması gereken bir kitap diye düşünüyorum.

                Bu kitap bana geçmişimi öğretti. Bana çok şeyler verdi. Adana’yı, Çukurova’yı Tarihçi Cezmi Yurtsever sayesinde öğrendim. Onun bilimsel çalışmaları, belgelere dayanan anlatımı birçok insanımızı aydınlatacak ve bizleri bilgi sahibi yapacaktır diye düşünüyorum…

 
Etiketler: ÇUKUROVA, TÜRKMENLERİ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
20 Ekim 2019
SESSİZ ÇIĞLIK ÜZERİNE
15 Ekim 2019
Vatan Sana Canım Feda
13 Ekim 2019
“Barış Pınarı” Hayırlı Olsun
09 Ekim 2019
YDP 3. Yılını Kutladı
07 Ekim 2019
I.Akdeniz Uluslararası Araştırmalar Kongresi’nin Ardından
30 Eylül 2019
“ERZİNCAN YÖRESİ ALEVİLERİ”
25 Eylül 2019
İLK YERLİ OPERAMIZ ARAP ALİ DESTANI
23 Eylül 2019
YDP’DE AŞURE GÜNÜ
18 Eylül 2019
Avni’nin Kehanetleri
12 Eylül 2019
Tekin Bertiz’in Ardından
05 Eylül 2019
OĞUZ BOYLARI KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ BAŞKANI ARİF ZEREN İLE SÖYLEŞTİK
03 Eylül 2019
AVNİ İLE CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ ÜZERİNE KONUŞTUK
25 Ağustos 2019
GÜVERCİNLİK KÖYÜ ÇÖPLÜK MÜ?
20 Ağustos 2019
“Yangın Yerinde” Kabare mi Komedi mi?
19 Ağustos 2019
“GELECEK 100 YIL” Üzerine
15 Ağustos 2019
AVNİ İLE BAYRAMLAŞTIK
05 Ağustos 2019
KAZA “GELİYORUM” DEMEDİ
01 Ağustos 2019
Milli Değerleri Koruma Derneği Ve İsfendiyar Dayı
28 Temmuz 2019
ADANALILAR DERNEĞİ ÇOK İDDİALI GELİYOR
25 Temmuz 2019
AVNİ’YE SORDUM
22 Temmuz 2019
Kenan Akın İle Güncel Konular
18 Temmuz 2019
KİM BU AVNİ?
15 Temmuz 2019
Sadece Suriyelilere mi Vize?
11 Temmuz 2019
BOŞ VERDİM
09 Temmuz 2019
Postamız Nasıl Çalışıyor?
08 Temmuz 2019
Derman Atik İle Tiyatro Üzerine
04 Temmuz 2019
KÜLTÜREL MİRASIMIZI KİM YÖNETİYOR?
27 Haziran 2019
Hakan Tulumbacı İle Sanat Üzerine
27 Haziran 2019
Harun Tulumbacı İle Sanat Üzerine
25 Haziran 2019
Ertaç Hazer İle Kültür-Sanat
21 Haziran 2019
Hükümet Kuruldu Kurulmadan Vuruldu
18 Haziran 2019
DR CEMAL MERT İLE SÖYLEŞTİK
16 Haziran 2019
Gelişmekte Olan Farklı Bir Spor: Okçuluk
13 Haziran 2019
AVNİ’Nİ BÜYÜK İDDİASI
29 Mayıs 2019
Solcu Efendi” Üzerine Birkaç Kelam
23 Mayıs 2019
Kıbrıs’ta Osmanlı Öncesi Türk İzleri
19 Mayıs 2019
TERAPİ Üzerine
15 Mayıs 2019
ZAMAN
22 Nisan 2019
ATA - DEDE YURDUNDA
11 Nisan 2019
BÖYLE YARIŞMA OLUR MU?
07 Nisan 2019
Aşık Veysel Ve Nesimi’yi Anma Toplantısı
02 Nisan 2019
“Yaşamak Nazım Gibi” Oyunu Üzerine
27 Mart 2019
“27 Mart” KKTC İçin Acı ve Buruk Bir Gün
21 Mart 2019
“Kıbrıs’ın Dünü, Bugünü Ve Yarını”
18 Mart 2019
Bütçemiz Error Veriyor
14 Mart 2019
Sen Neymiş Be Abi!
10 Mart 2019
İRSEN KÜÇÜK’ÜN ARDINDAN
05 Mart 2019
Dairelerde Damga Pulu Sorunu
04 Mart 2019
Şerefine İnsanoğlu
01 Mart 2019
Su Akar Güldür Güldür
28 Şubat 2019
YDP Meşalesini Güvercinlik’te Yaktı
27 Şubat 2019
Liderlerden Farklı Söylemler
24 Şubat 2019
Teknoloji Mi, Dedikodu Mu?
19 Şubat 2019
Genç Ama Başarılı Diyebileceğimiz Bir Bakan
18 Şubat 2019
Sendikalarımızın Amacı Ne?
14 Şubat 2019
Öyle Bir Dünyada Yaşıyoruz Ki!
10 Şubat 2019
Uçak Biletleri Ucuzlayacak Mı?
06 Şubat 2019
Türkeş’in Evi
05 Şubat 2019
Sosyal Medya Siyaseti
04 Şubat 2019
Bu Hükümetten Keyif Alıyorum
31 Ocak 2019
Anketle Cumhurbaşkanı Mı Olur?
22 Ocak 2019
ELEKTRİK FATURALARI EZBERE Mİ HESAPLANIYOR?
22 Ocak 2019
Kıbrıs Patatesinden Vaz Mı Geçiliyor?
22 Ocak 2019
Bayrak Namustur Şereftir
18 Ocak 2019
Kıbrıs Patatesinden Vaz Mı Geçiliyor?
11 Ocak 2016
KADINLAR KAHVEHANESİ
Haber Yazılımı