Yazı Detayı
03 Mart 2020 - Salı 15:12
 
Diyetisyen Olmak
Hakan Yozcu
kibrishakikat@gmail.com
 
 

Obezite ile ilgili sorunlarım vardı. Geceleri uyuyamıyordum. Birçok kez nefessiz kaldığımı, yatağımdan fırlayarak kalktığımı ancak ben bilirim.
Nefessiz kalmak, kan, ter içinde kalmak ve boğulur gibi olmak her zaman kötüdür. Bunların yanı sıra obeziteliğin daha başka olumsuz yanları da vardı:  Yemek yerken sürekli terliyorsunuz. Sıcaklarda bir şeyler yemek size işkence geliyor. Kış aylarında en küçük bir esintide soğuk algınlığına yakalanıyorsunuz. Sırtınız yukarı çekiliverince belinizden soğuk alıp şifayı kapıyorsunuz. Yürüyemiyorsunuz. Üç adımdan sonra tıkanıp kalıyorsunuz. Merdivenleri, yokuşları tırmanamıyorsunuz. Kalbiniz adeta sıkışıyor. Yoruluyorsunuz. Kalp krizi geçirme riskiniz oldukça yüksek. Bütün bunlarla birlikte bir de reflü olayını yaşıyorsunuz? Yediğiniz yemekler, ağzınıza kadar geliyor ve sonra ya gaz olarak; ya da kırıntı olarak dışarı çıkıyor. Gaz olarak neyse de kırıntı olarak çıkarsa nefes borusuna kaçma tehlikesi var. O durumda ise ölümle burun buruna kalıyorsunuz. 
Bütün bunları bizzat yaşayan biri olarak her defasında “Ölümün kıyısından döndüm.” desem yalan olmaz.  Bu durumdan kurtulmam için ne yapmam gerektiğini araştırdım hep. Gitmediğim, konuşmadığım doktor kalmadı. Aldığım cevaplar ise neredeyse hep aynı idi: “Çok şişmansınız. Kilo vermeniz gerek.” Ben de biliyorum şişman olduğumu. Ama zayıflayamıyorum işte. Ne yapsam, ne etsem de kilo veremiyorum. Kaç sefer diyetisyene gittim. Verilen programları aynen uyguladım. Hatırı sayılır derecede kilo da verdim. Ama iki-üç ay geçmeden eski kilomdan daha fazlasını geri alıyordum. Kesin çözüm olmuyordu.
Bir arkadaşımın önerisiyle Antalya Özel Lara Hastanesi’ni aradım. Üşenmedim numarayı aradım. Kendinden gayet emin olan, kararlı ve karşısındakini ikna eden, ona güven veren bir bayan sesi vardı karşımda.
Sordu. Ben de anlattım. “Gelin, sizi, doktorla görüştürelim” dedi. Kalkıp Antalya’ya gittim. Beni, Şükriye Aydın Aktaş Hanım’ın odasına yönlendirdiler. Telefonda görüştüğüm bayandı bu.
Şükriye Hanım, sarı saçlı, uzun boylu, güler yüzlü biriydi. Bizi de sempatik bir hal ve güler yüzüyle karşıladı. Oturup biraz sohbet ettik. Derdimizi, düşüncelerimizi anlattık. 
Kendisi “Kıbrıs’ta okuduğunu, Kıbrıs’ı ve Kıbrıslı Türkleri çok sevdiğini” söyledi.  Yakın Doğu Üniversitesi’nde  Beslenme ve Diyetetik okumuş. Yani bizim tabirimizle diyetisyen.
Biraz sonra Dr. geliyor. Beni baştan sona bir kontrol ediyor. Çekap için diğer doktorlara gönderiyor. Neyimiz var, neyimiz yok hepsi ortaya çıkıyor. Tabi Şükriye Hanım bizi, bir an olsun yalnız bırakmıyor ve bizi sürekli yönlendiriyor. Hastanedeki bütün işlere neredeyse o koşuyor, o bakıyor. Bitmez, tükenmez bir enerjisi var.
Doktor ile konuşmamız sonucu ameliyat kararı alıyoruz. 4 gün bizi misafir edecekler. Dördüncü gün, taburcu olup evimize gideceğiz.
Bu süre içinde de Şükriye Hanım hep yanımızdaydı. Her vakit yanımıza geliyor, neler gerekli olacağını, neler yapmamız gerektiğini, ne yiyip, ne içmememiz gerektiğini anlatıyor. 
O gün bize izin verdi. “Eşinizle çıkın, akşama kadar Antalya’yı gezin. Akşama kadar canınız ne çekiyorsa yiyin. Ama akşam 18.00’den sonra hiçbir şey yemeyin ve içmeyin.” dedi. Biz de Şükriye Hanım’ın sözünü dinleyerek akşama kadar felekten bir gün yaşadık. Soluğu ciğercide aldık. Akşama kadar ne yersek yiyelim serbestti. Garsona “Masayı donatmasını, Adana kebap, şiş kebap ve ciğer getirmesini” söyledim. 
Biraz sonra masamız gerçekten çeşitli mezelerle dolmuştu. Bir tek kuş sütü eksikti. Büyük bir keyif ve iştahla yedik yemeklerimizi. 
Üstüne çay içtik. Karnımız doyduktan sonra bir cafeye gittik. Uzun zamandır gerçek bir salep içmemiştim. Birer fincan salep söyledim. Tadı hala damaklarımızda kaldı.
İzin saatimiz doldu. Çarşı iznine çıkan askerlerin akşam birliklerine dönmesi gibi geri döndük hastaneye. Şükriye Hanım geldi odamıza. “Günümüzün nasıl geçtiğini” sordu. Biz de sayesinde unutulmaz bir gün geçirdiğimizi söyledik. Sevindi. “Çok iyi etmişsiniz” dedi. O saatten sonra neler yapılması gerektiğini tek tek anlattı. Biz de uyduk anlatılanlara…
Gece yarısında bir kez daha geldi yanımıza. Yine güler yüzüyle “Nasılsınız? Bir sorununuz var mı? Hazır mısınız demek için geldim” dedi. Ben, şaşırmıştım. Bu saatte hiç beklemiyordum. Evine gitmiştir diye düşünüyordum. Ama O, böyle durumlarda evine geç gidermiş. Bütün hastaları kontrol eder, bir sorun varsa onu halleder ve her şeyin yolunda olduğunu öğrenince gidermiş. 
Doğrusu bir insanın işine bu kadar bağlı olacağını; işini, bu kadar titizlikle yapacağını ve işine bu kadar sevdalı olacağını hiç düşünmezdim. 
Şükriye Hanım’ın işine olan bağlılığı sevdadan da öte bir tutku idi. Gerek hastalarla olan ilişkisi, gerek orada çalışan hemşirelerle olan ilişkisi ve gerekse diğer personellerle olan ilişkisi bambaşkaydı. Hepsiyle iyi geçiniyor, sevgi ve saygı içinde hareket ediyordu.
Bunlarla da bitmiyordu. Ameliyat sonrası da bizi hiç yalnız bırakmadı. Hep yanımızda oldu. Durmadan bizi kontrol etti. 4 gün boyunca adeta psikiyatrist gibi beni motive etmeye çalıştı. Sadece beni değil, bütün hastalara karşı böyleydi.
Eve döndükten sonra da işimiz bitmedi. Bana her ay bir diyet listesi gönderiyor, nasıl yapmamı ve neler yapmamı söylüyordu. “Her üç ayda bir tahliller yaptırmamı ve sonuçları mutlaka kendisine göndermemi” söylüyordu. “En ufak bir sorun olduğunda veya kafamda bir soru işareti oluştuğunda kendisini aramamı, bir telefon kadar uzak olduğunu” söylüyordu. Gerçekten de her aradığımda cevap veriyor, o an müsait değilse de en kısa zamanda geri dönüyordu. Soruna da mutlak bir çözüm buluyordu. Sabır ve azimle işini sürdürüyordu.
Şükriye Hanım, artık adeta ailemizden biri olmuştu. Bizden biri idi. Hemen yanımızda olan, bizi gözetleyen, bizi takip eden ve bizi yönlendiren bir kardeşimiz gibiydi. Bir yıl süre sürekli görüştüğümüz için alışmıştık ona…
Dün, Sosyal medyada okuduğum bir paylaşım çok üzdü beni: Şükriye Hanım’ın işinden ayrılmak zorunda kaldığını öğrendim. Tabi nedenini bilmiyorum.
Ne olursa olsun, işini aşk derecesinde seven, görevini kusursuz yapan Şükriye Hanım’a hakkında hayırlı olmasını diliyor, kendisine sevgi ve saygılarımızı yolluyorum. O, nereye giderse gitsin, nerede çalışırsa çalışsın, işini en iyi şekilde yapacak ve kendini herkese sevdirecektir…

 
Etiketler: Diyetisyen, Olmak,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
18 Mayıs 2020
YANGINLAR CİĞERİMİZİ PARÇALADI
14 Mayıs 2020
PİLE’DE SULAR DURULMUYOR
12 Mayıs 2020
CORONA TURİZMİMİZİ VURMASIN
03 Mayıs 2020
OKULLAR TATİL EDİLMELİ
30 Nisan 2020
ADANALIM
29 Nisan 2020
CORONADA BUNDAN SONRASI
21 Nisan 2020
“Bitemeyen Proje” Üzerine
13 Nisan 2020
SOYLU’NUN İSTİFASI ÜZERİNE
06 Nisan 2020
CEVAHİR CAŞGİR’DEN “YÜZSÜZ ŞİİRLERİM”
30 Mart 2020
Vefa Arayan Şair’den “Kalbim Senindi” Romanı
12 Mart 2020
Coronavirüs’ü De Oyuncak Ettik
09 Mart 2020
Sınırlarımızda Biber Gazı ve Cop
05 Mart 2020
İlke Susuzlu İle Tiyatro Konuştuk
02 Mart 2020
Kadirli İdlip’te Şehit Olan Evladına Ağladı
01 Mart 2020
İskenderun Belediyesi Tiyatro Topluluğu
26 Şubat 2020
Herkese Küsmek?
25 Şubat 2020
ZABITALARIN GAZİLERLE ZORU NEDİR?
24 Şubat 2020
YDP Cumhurbaşkanlığı Manifestosunu Açıkladı
20 Şubat 2020
İskele Yine Karıştı
18 Şubat 2020
ÖĞRETMENİMİZ METİN BİÇER’İN ARDINDAN
17 Şubat 2020
“Bir Ahi Zaman” Oyunu
13 Şubat 2020
Ölçü Dozunu Aşmamak Gerek
12 Şubat 2020
Artık Bir Edebiyat Tarihimiz Var
10 Şubat 2020
Nihal Salman İle Aile Üzerine Bir Sohbet
06 Şubat 2020
Taşkent Doğa Parkı
04 Şubat 2020
KIBRIS TÜRK EDEBİYATI DEV BİR ESERE KAVUŞTU
31 Ocak 2020
Baş Döndürücü Gelişmeler Oluyor
29 Ocak 2020
Yüzde 5.5 Artış mı Dediniz?
27 Ocak 2020
GEÇMİŞ OLSUN TÜRKİYE’M
23 Ocak 2020
YDP’nin Adayı Prof. Arıklı
14 Ocak 2020
YDP’den Gövde Gösterisi
13 Ocak 2020
Avni’ye Göre “İstanbul Daveti”
09 Ocak 2020
Erdinç Akgür İle Devlet Tiyatroları’nı Konuştuk
08 Ocak 2020
Avni’ye Göre Yeni Hükumet
06 Ocak 2020
Son Durak Meyhanesi
03 Ocak 2020
YENİ YILDA YENİ UMUTLARIMIZ
02 Ocak 2020
Doğu Türkistan Gerçekleri
30 Aralık 2019
Kıbrıs Türkünün Bağımsızlık Mücadelesi
26 Aralık 2019
Sebahattin Kurt İle Çukurovalıları Konuştuk
22 Aralık 2019
“WOYZECK” Oyunu Üzerine
19 Aralık 2019
ADAYLAR YAVAŞ YAVAŞ AÇIKLANIYOR
15 Aralık 2019
Dursun Koç İle Sporumuz ve Denizcilik Üzerine Konuştuk
12 Aralık 2019
YDP’nin Engellenemeyen Yükselişi
09 Aralık 2019
Cehaletin Böylesi Görülmedi
05 Aralık 2019
Avni’ye Göre Hükumetin Gitmesi Çok Yakın
03 Aralık 2019
Dışarısı İçeriden Karanlık
27 Kasım 2019
“ÇUKUROVA YANIYOR” Üzerine
26 Kasım 2019
Veysel Üresin İle Çukurovalı Sanatçılar Hakkında Konuştuk
18 Kasım 2019
Kadirli Sucuk Ekmek ve Oğuzhan Usta
14 Kasım 2019
Karakütük Köyü’nde Akrabalarla
12 Kasım 2019
Hasan Dede Türbesi ve Kadirli Kent Müzesi
06 Kasım 2019
Kıbrıslılar Bizi Neden Sevmiyor?
01 Kasım 2019
“Kardeşimin Hikâyesi” Üzerine
30 Ekim 2019
KKTC ÇUKUROVALILAR DERNEĞİ Nİ ZİYARET ETTİM
20 Ekim 2019
SESSİZ ÇIĞLIK ÜZERİNE
15 Ekim 2019
Vatan Sana Canım Feda
13 Ekim 2019
“Barış Pınarı” Hayırlı Olsun
09 Ekim 2019
YDP 3. Yılını Kutladı
07 Ekim 2019
I.Akdeniz Uluslararası Araştırmalar Kongresi’nin Ardından
30 Eylül 2019
“ERZİNCAN YÖRESİ ALEVİLERİ”
25 Eylül 2019
İLK YERLİ OPERAMIZ ARAP ALİ DESTANI
23 Eylül 2019
YDP’DE AŞURE GÜNÜ
19 Eylül 2019
ÇUKUROVA TÜRKMENLERİ
18 Eylül 2019
Avni’nin Kehanetleri
12 Eylül 2019
Tekin Bertiz’in Ardından
05 Eylül 2019
OĞUZ BOYLARI KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ BAŞKANI ARİF ZEREN İLE SÖYLEŞTİK
03 Eylül 2019
AVNİ İLE CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ ÜZERİNE KONUŞTUK
25 Ağustos 2019
GÜVERCİNLİK KÖYÜ ÇÖPLÜK MÜ?
20 Ağustos 2019
“Yangın Yerinde” Kabare mi Komedi mi?
19 Ağustos 2019
“GELECEK 100 YIL” Üzerine
15 Ağustos 2019
AVNİ İLE BAYRAMLAŞTIK
05 Ağustos 2019
KAZA “GELİYORUM” DEMEDİ
01 Ağustos 2019
Milli Değerleri Koruma Derneği Ve İsfendiyar Dayı
28 Temmuz 2019
ADANALILAR DERNEĞİ ÇOK İDDİALI GELİYOR
25 Temmuz 2019
AVNİ’YE SORDUM
22 Temmuz 2019
Kenan Akın İle Güncel Konular
18 Temmuz 2019
KİM BU AVNİ?
15 Temmuz 2019
Sadece Suriyelilere mi Vize?
11 Temmuz 2019
BOŞ VERDİM
09 Temmuz 2019
Postamız Nasıl Çalışıyor?
08 Temmuz 2019
Derman Atik İle Tiyatro Üzerine
04 Temmuz 2019
KÜLTÜREL MİRASIMIZI KİM YÖNETİYOR?
27 Haziran 2019
Hakan Tulumbacı İle Sanat Üzerine
27 Haziran 2019
Harun Tulumbacı İle Sanat Üzerine
25 Haziran 2019
Ertaç Hazer İle Kültür-Sanat
21 Haziran 2019
Hükümet Kuruldu Kurulmadan Vuruldu
18 Haziran 2019
DR CEMAL MERT İLE SÖYLEŞTİK
16 Haziran 2019
Gelişmekte Olan Farklı Bir Spor: Okçuluk
13 Haziran 2019
AVNİ’Nİ BÜYÜK İDDİASI
29 Mayıs 2019
Solcu Efendi” Üzerine Birkaç Kelam
23 Mayıs 2019
Kıbrıs’ta Osmanlı Öncesi Türk İzleri
19 Mayıs 2019
TERAPİ Üzerine
15 Mayıs 2019
ZAMAN
22 Nisan 2019
ATA - DEDE YURDUNDA
11 Nisan 2019
BÖYLE YARIŞMA OLUR MU?
07 Nisan 2019
Aşık Veysel Ve Nesimi’yi Anma Toplantısı
02 Nisan 2019
“Yaşamak Nazım Gibi” Oyunu Üzerine
27 Mart 2019
“27 Mart” KKTC İçin Acı ve Buruk Bir Gün
21 Mart 2019
“Kıbrıs’ın Dünü, Bugünü Ve Yarını”
18 Mart 2019
Bütçemiz Error Veriyor
14 Mart 2019
Sen Neymiş Be Abi!
10 Mart 2019
İRSEN KÜÇÜK’ÜN ARDINDAN
05 Mart 2019
Dairelerde Damga Pulu Sorunu
04 Mart 2019
Şerefine İnsanoğlu
01 Mart 2019
Su Akar Güldür Güldür
28 Şubat 2019
YDP Meşalesini Güvercinlik’te Yaktı
27 Şubat 2019
Liderlerden Farklı Söylemler
24 Şubat 2019
Teknoloji Mi, Dedikodu Mu?
19 Şubat 2019
Genç Ama Başarılı Diyebileceğimiz Bir Bakan
18 Şubat 2019
Sendikalarımızın Amacı Ne?
14 Şubat 2019
Öyle Bir Dünyada Yaşıyoruz Ki!
10 Şubat 2019
Uçak Biletleri Ucuzlayacak Mı?
06 Şubat 2019
Türkeş’in Evi
05 Şubat 2019
Sosyal Medya Siyaseti
04 Şubat 2019
Bu Hükümetten Keyif Alıyorum
31 Ocak 2019
Anketle Cumhurbaşkanı Mı Olur?
22 Ocak 2019
ELEKTRİK FATURALARI EZBERE Mİ HESAPLANIYOR?
22 Ocak 2019
Kıbrıs Patatesinden Vaz Mı Geçiliyor?
22 Ocak 2019
Bayrak Namustur Şereftir
18 Ocak 2019
Kıbrıs Patatesinden Vaz Mı Geçiliyor?
11 Ocak 2016
KADINLAR KAHVEHANESİ
Haber Yazılımı