Yazı Detayı
18 Nisan 2019 - Perşembe 13:50
 
DÜNYA DÜZENİ İŞLEYİŞ MANTIĞININ BİLİNCİNE VARMAK…
Ergün Şoföroğlu
 
 

Uluslararası ilişkilerin işleyişiyle belirip, tarih boyunca dünyada siyasal yaşamı yönlendiren pragmatist düşüncenin özü çıkardır. Bu felsefeye göre ‘’Yararlı olan doğrudur’’                                         

Yaşadığımız çağın siyasi düzenini de belirleyen bu felsefeye göre adalet kavramı ‘’güçlü olan haklıdır’’ yorumuyla belirir. Devletler üstü bir hukuk kurumu yoktur. Birleşmiş Milletler adıyla kurulmuş olan örgüt ise, devletler arası ilişkilerde belli yaptırımlar öngörebilen bir hakemlik kurumundan öteye gidememiştir. Bu gibi uluslararası kuruluşlara her zaman güçlü devletlerin yön verdikleri bilinen bir şeydir. Ama her şeye rağmen bu gibi kuruluşların devletlerarası diyaloğu genişleten ve hızlandıran bir işlevi olduğu yadsınamaz.              

Güçlü olma nitelikleriyle BM güvenlik konseyi üyeliğini elde eden güçlü devletler, uluslararası sorunların adalet, hukuk çerçevesinde değil, pragmatik mantığın etkisinde, doğrudan veya dolaylı emperyalist çıkarlarına uygun biçimde çözülmesine gayret gösterirler. Bu mantığın yönlendirmesiyle uluslararası sorunların çözümünde etkin olan faktör, güç faktörüdür. Güçlü olan haklı çıkıyor.                                      

ABD Cumhurbaşkanı Trump’ın Golan tepelerini Suriye’den gasp eden İsrail’e uluslararası hukuk yargıcı tavrında bir beyanat ve imza ile bu gaspı uluslararası hukuk kavramında dünyaya empoze edip yasallaştırması bu söylediklerimi ispatlayan bir olgu değil midir? Bugüne kadar kaç uluslararası sorun, adalet özelliğini taşıyan BM kararları sayesinde çözülebilmiştir?                                                                                 

Uluslararası adalet ve hukuk gibi nesnel gerçeklikten yoksun soyut propaganda kuramlarının etkisinde kalmadan ekonomik, politik ve kültürel kıyaslar yaparak gerçeğin bilincine varmalıyız. Kendi irademiz dışında ve değiştiremeyeceğimiz bu pragmatik mantığa dayalı dünya düzeninin içinde olduğumuzun bilincine varıp toplumsal var olma mücadelemizi bu bilinçle planlayıp belirleyebiliriz. Rum yönetiminin ortaya koyduğu diplomatik ilişkilerin ve propagandanın başarısı, bu bilince sahip olarak etkinlik ortaya koymasındandır.            

Toplumsal var olma mücadelemizi doğru belirlemek amacıyla ilk adım olarak bugüne kadar ulaşmamız gereken gelişme düzeyine neden ve niçin ulaşamadığımızın bilincine varmalıyız. Bugüne kadar Rum toplumu karşısında olmamız gereken gelişmişlik düzeyine ve yeterli güç dengesine ulaşmamamızın gerçek nedenlerini ve bu başarısızlığın gerçek sorumlularını kavramamız ve toplumsal alanda açıkça teşhir etmemiz gerekir. Toplumsal varoluşumuz yönünde bundan sonra atılması gereken doğru adımların toplum desteğini kazanması için bunu yapmalıyız                                                                                                            

Bugüne kadar Kıbrıs sorununda Türk tarafını temsil eden yönetici, politikacı ve diplomatlarının görevlerindeki yetersizlikleri ve vizyonsuzlukları, sayesinde uluslararası arenadan ekonomik, politik ve kültürel alandan izole edildik. Rum Toplumunun ekonomik gelişmiş düzeyi karşısında biz hala ekonomik işbirliği mutabakatı ile Türkiye Cumhuriyeti’nin yaptığı parasal yardımla ayakta durmaya çalışan ve henüz altyapısını bile oluşturamadığımız bir ekonomi belirlemeye çalışıyoruz.,                                                                                                         

Kültürel ve politik alanda, toplumbilimle politikanın buluştuğu noktalardaki sentezleri çözemeyen; toplum ile topluluk arasındaki farkı bilmeyen yönetici, politikacı ve diplomatlarımızın Rumların diplomatik etkinliklerini ve politik propagandalarını etkisizleştirecek çalışmalar yapmalarını boşuna bekledik durduk.                                                                    

Biz bu uluslararası siyaset arenasından izole edilmiş yetersizliğimiz ve beceriksizliğimiz içinde aptalca Rumların başarılı etkinliklerini seyrediyoruz. Rum yönetimi AB’deki ortaklarının Kıbrıs sorununun çözümünde kendi amaçları leyhinde desteklerini sağlamak için başarılı diplomatik etkinlik ve propaganda uygulamıştır. Rum yönetimi, ayni amaçları yönünde dünyada ABD, Rusya¸ Çin gibi güçlü devletlerle iyi ilişkiler kurma çalışmalarını sürdürürken bölgede de ABD; İsrail işbirliğine katılıp, Fransa Mısır işbirliğine de katılma yönünde etkin çaba göstermektedir. Dünya kamuoyunu kendi lehine yönlendirip Kıbrıs Türkleri ’ne yaptığı gibi Kıbrıs Türklerinin haklarını korumayan çalışan Türkiye Cumhuriyeti’ni de yalnızlaştırıp gücünü izole etmeye çalışmaktadır.                                                                                      

Kendi irademiz dışında, içinde yaşadığımız düzeni yaratan felsefeyi kavrayıp toplumsal varlığımızı sürdürmek için güçlenmemiz gerektiğinin bilincine vararak, uyuşturulduğumuz yetingenlik duygusundan kurtulup rekabet güdümüzü güçlendirerek etkin mücadelemizi başlatmamız gerekir.                                  

 
Etiketler: DÜNYA, DÜZENİ, İŞLEYİŞ, MANTIĞININ, BİLİNCİNE, VARMAK…,
Yorumlar
Haber Yazılımı