Yazı Detayı
07 Mart 2019 - Perşembe 20:12
 
GERÇEKLERİN BİLİNCİNDE MÜCADELE BELİRLEMELİ
Ergün Şoföroğlu
 
 

Kıbrıs Türk Toplumu olarak yetersizliğimizden kaynaklanan nedenlerden dolayı ve yanlış yönlendirmelerle içine düşürüldüğümüz her türlü bağımlılık ve yetkinleşememekten yine, kendi aklımızı amaçlı ve denetimli kullanımıyla özgürlük, güvenlik ve egemenlik gibi evrensel değerlere sahip çıkarak uluslararası arenada özne olma payesine erişme yönünde tarihsel mücadelemizi aşağıdaki gerçeklerin bilincinde sürdürmeliyiz.                                                         

‘’Özgürlük ve eşitlik’’ ilkeleri üzerinde kurulmuş bir federal devletin hukuk düzeni ne kadar yetkin olursa olsun ve bu hukuk düzeni ne kadar etkin biçimde korunursa korunsun; tüm bunlar, bir federal devlet içinde toplumlar arası gerginliklerin ortaya çıkmasını önleyemez.

Hukuk düzeninin kendisi, böyle gerginliklerin ortaya çıkmasını önlemek için bir araç olamayacağını tarihsel süreçte edindiğimiz deneyimle kavradık. Güçlü Garantörümüz sayesinde güvence sağlayabileceğimiz kesindir; fakat barış hakiki olmalı, gelecekte bir başka savaşın bahanesini içinde taşıyan barış anlaşması; barış anlaşması olamaz. Siyasal eşitlikle güç dengesi sağlanamaz. Kıbrıs’ta gerçek barış iki toplumun güç dengesiyle gerçekleşebilir. Bu anlamda federal veya alternatif çözümler düşünülebilir.                                                                                                                            

Federal devlet hukuku diyebileceğimiz hukukun teoride kurucu devletlerin eşitlik ilkesine dayandığını söyleyebilsek de pratikte bu hukukun işleyiş mantığının tarafların çıkar ve güç dengesine göre bir işlevselliğe dönüşeceği, yani, çağımız pragmatik dünya düzenine uyum sağlayıp eşitlik ilkesini yitireceği tarihin kanıtladığı bir öngörüdür.                                                                         

Pragmatik dünya düzenini kavrayamadığımız sürece toplumsal çıkarlarımız için etkin tavırlar ortaya koyamayacağımız gerçektir. Bu düzende devletler-üstü hukuk devleti yoktur ve devletler arası ilişkiler güç dengelerine göre oluşur. Başka bir deyişle, devletlerin haklarını güvence altına alan devletler arası bir hukuk örgütü yoktur. Birleşmiş Milletler adıyla kurulmuş olan örgüt ise, devletler arası ilişkilerde belli yaptırımlar öngörebilen bir hakemlik kurumundan öteye gidememiştir.BM Güvenlik Konseyi, veto hakkına sahip 5 üyenin çıkarlarına hizmet eden, zulümlere seyirci kalan bir yapıya bürünmüştür. Bu tanımın doğruluğunun ölçütü tarihsel süreçte edindiğimiz deneydir.                                          

Teorik olarak Çözüm parametrelerinde Kıbrıs’ta iki toplumun siyasal eşitliğini onaylayan BM, pratik uygulamada uluslararası siyasi arenada Kıbrıs Türk Toplumu’nun özne olma payesini yadsımaktadır                                                                       

Bu kurumun onayı ile Çağımız uygarlık arenasında, her türlü ekonomik, politik ve kültürel ilişkilerden izole edildik ve

bu nedenle sosyal yaşamamızda gelişme kavramında rekabet güdüsünden arındırılarak yetkinleşemeyen bir topluma dönüştürüldük.                                                                                                                         

BM, Kıbrıs sorununu gerçekten adil bir biçimde çözmek istemiş olsaydı bu iki yüzlü tutumundan vazgeçerek Kıbrıs Türk Toplumuna uygulanan ekonomik, politik ve kültürel izolasyonların derhal kaldırılması yönünde etkinlik ortaya koyardı.                                                                                                                                   

Böyle bir BM kurumunun uluslararası ilişkilerde adalet sağlamasını beklemek saflıktır. Çağımız dünya düzeninde uluslararası hukuk karşılıklı güç ve çıkar dengelerine göre oluşan bir hukuktur. Çağımız uluslararası ilişkilerinde nerede bir hak var ise orda bir erdem veya tüze hali değil, orda bir gücün eylem hali vardır. Güçsüz güçsüzlüğüne yol açan koşulları anlayamadığı ve değiştiremediği sürece, güçlü güçsüzden yararlanmaktan vaz geçmeyecektir                       

Ülkemizde siyasal partiler, bu gerçeklerin bilincinde olmadıkları gibi, bir ideolojinin etrafında toplanan ve o ideolojiyi siyasal platformda temsil etmeye çalışan kitle ve program örgütleri olmaktan çok, kişiler çerçevesinde bir araya gelmiş ve onların ilkesiz iktidar kavgalarına güç veren taraftar kümeleri görüntüsünü taşıyorlar. Rumların ekonomik ve politik ilerlemeleri ve diplomatik etkinlikleri karşısında yetersiz kaldılar.       

Bazı politikacı ve medya mensupları uluslararası hukuk yaklaşımlarını adalet ve bilimsellik kılıfıyla süsleyerek kurguladıkları, önyargılarıyla, Kıbrıs’ta Türk ve Rum toplumlarının bugün içinde bulundukları farklı yetkinlik koşulları içinde, BM parametrelerinde Kıbrıs sorununun federal bir çözümle çözülüp devletin siyasal eşitlik ilkesi içindeki işlevselliğini uluslararası hukuk sayesinde gerçekleşebileceği ütopyasını benimsiyorlar.                                                                                                                                                  

Varsayımlara kapanıp somut koşulları incelemek yerine, soyut genellemeler yapmakla bilimsel düşünceyi yitiriyoruz. Güncel politikanın sığlığında partizanlık duygularıyla seçtiğimiz yeteneksiz yöneticilerle gerçek başarıların sağlanamayacağını yaşayarak öğreniyoruz. Kıbrıs Türk Toplumu’nun rekabete açık federal bir yönetimin insafsız katılığı ile başa çıkamayacak gelişmemiş bir toplum durumuna düşmesine, kimimiz engel olamadığımızın utancını bile algılamaktan kaçınarak barış meleği rollerinde ütopist kavalıyla barış şarkılar çalıyoruz; kimimiz de besleme kalma politikasını sürdürmeyi milliyetçilik sanıyoruz.                                                                                                                        

Ankara’nın Kıbrıs Türk Toplumu’na bakış açısını Sn. Egemen Bağış’ın bir müddet önce Ankara’nın KKTC’ye bakış açısını açıklamasıyla öğrenerek bilincimizi ve güvenimizi güçlendiriyoruz. ‘’Biz KKTC’yi Türkiye’nin gönderdiği kaynaklarla ekonomisini çevirebilen yarı devletçik şeklinde algılayan ‘yavru vatan’ zihniyetini kabul etmiyoruz. Biz kendi ayakları üstünde durabilen özgür, bağımsız ve müreffeh bir KKTC idealini benimsedik.’’

 
Etiketler: GERÇEKLERİN, BİLİNCİNDE, MÜCADELE, BELİRLEMELİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı