Yazı Detayı
23 Mayıs 2019 - Perşembe 17:07
 
İNSANİYET-İSLAMİYET
Birkan Kızılkaya
kibrishakikat@gmail.com
 
 

İnsanlığın feryadı ile islamiyetin feryadı aynıdır.

İnsanlığın feryadı, hoşgörü içindir, barış içindir, onurlu mücadele içindir, sevmek içindir, hak içindir, adalet içindir. 
İslamın feryadı da aynıdır.

Peygamber efendimiz Hz. Muhammed, islami değerlerle geliştirilen yönetim sistemini hoşgörü ile oluşturdu, bu sistem islam ile yönetimin en saf ve temiz haliydi. İnsanın ve islamın buluşmasının en güzel cağı peygamberimizin yaşadığı dönemlere tekabül ediyordu. 
Ondan sonraki yıllarda, islami değerlerle geliştirilen yönetim kargaşa getirdi.

Benim gibi insanların islam fıtratının dünyaya güzel değerler katabileceğini özümseyerek anlatması, bazı çevrelerin "müslümanlığı benimseyen insanların çoğunluklu olduğu ülkelerde neden sükunetin olmadığı ve acının var olduğu" yönünde cevap geliştirdiklerine şahit oluyorum.

CEVAP
‐Müslümanlıkta inanç ve uygulanış konularıyla ile ilgili birden fazla mezhebin bulunması ve Kerbela olayının siyasi bir ayrışmanın nedeni ve devamı olması.
‐Bireyin Allah'a karşı sorumlu olduğu alanlara toplumca müdahil olunması.
‐Kula karşı sorumlu olduğumuz alanlara ihanet edilmesi.

Yukarda cevap bölümünde belirtiğim gibi sükunetin ve hakikatın körermesinin ilk nedeni, inanç ve uygulanış konularıyla ile ilgili birden fazla mezhep olmasıdır. Evet farklılıklar güzellik getirir ama bu farklılık tarihsel boyutuyla umutsuzluğa giden bir coğrafya yarattı. Ayrıca Kerbela olayının siyasi bir ayrışmaya temel ve gerekçe olması. Müslüman coğrafya da fikri ve fiziki ayrışma geliştirdi. Devamla kendi alanına çekilen ve kendi kavramlarını inşa eden guruplara birileri öncü oldu, öncülere biat etmek kültür olarak yer edindi. Biat kültürünün yoğurduğu toplumlar, kökenini Kuran-ı Kerim'den alan demokrasi ve adalet değerlerinden nasibini alamadı. Kitabındaki değerleri unutan ülkeler sükuneti yakın tarihi karamsar batıdan umar oldu.

İkinci olarak, inanların Allah'a karşı sorumlu olduğu alanlara, yani namaz kılmak ve oruç tutmak gibi yükümlülüklerini yerine getirmeyen insanları topa tuttuk, dışladık, yargıladık...

"Allah'a ve kuluna karşı sorumluluklarımız farklıdır, önce bunun farkına varmalıyız ya."

Üçüncü olarak, insanlara karşı sorumluluklarımız var. Bunlar: Doğru söylemek, kul hakkı yememek, hoşgörüyle davranmak, sabırlı olmak, bize emanet edilene sahip çıkmak, saymak ve sevmek... gibi. Yalanın kol gezmesi, kul haklarının gasp edilmesi, kutuplaşmanın oluşması ve saygı ile sevginin ufukta kalması toplumları hakikatten uzaklaştırır.

İşte bu saydığım ve gerekçelendirdiğim nedenler, sükunete özlem duyan müslüman coğrafyasının kaderi olmuş durumda. 

***

ÇÖZÜM 
Hoşgörü.
Saygı.
Sevgi.
Elif gibi dik ve doğru durmak.
İnanç ve ibadet özgürlüğünü savunmak.
Erdem ile bilim demek.

 
Etiketler: İNSANİYET-İSLAMİYET, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı