Yazı Detayı
18 Şubat 2020 - Salı 14:02
 
ÖĞRETMENİMİZ METİN BİÇER’İN ARDINDAN
Hakan Yozcu
kibrishakikat@gmail.com
 
 

1971-72 yılında Kadirli Dervişpaşa İlkokulu’na kaydım yapılmıştı. Okul, yeni açılmış ve eğitime yeni başlamıştı. Ben de ilk kez okulla tanışıyordum. O zamanlar, okul öncesi diye bir eğitim anlayışı yoktu.
Birinci sınıfa girdik. İlk öğretmenimiz Metin Biçer idi. Deyim yerinde ise hayatı bana sevdiren, sevgiyi, doğruluğu, dürüstlüğü öğreten insandı. Diyebilirim ki bu gün belirli bir yere geldiysem bunda O’nun payı büyük olmuştur. Çünkü hayatımın temel harçlarını o atmıştır.
4 yıl gibi bir süre Metin Biçer’in öğrencisi oldum. Daha birinci sınıfta iken bize büyük etki yapmıştı. İlk haftalarda bize okuma yazmayı öğretmiş, okumayı  sevdirmiş, matematik  bilgisi üzerinde çok durmuştu.  
Her öğrencisini adeta nakış nakış işliyordu. Bilgiyi bize oyun havası içinde öğretiyordu. Arada sırada bizleri bahçeye çıkarıyor, dersleri oyunlar halinde bize sevdiriyordu. 
Oyunlar onun için çok önemliydi. Oyunlarla öğretiyordu bize hayatı: Kimimizi doktor yapıyor, kimimizi hemşire yapıyor, kimimizi öğretmen yapıyor, kimimizi mimar yapıyor, kimimizi tüccar yapıyordu. Ama “Hangi meslek dalı olursa olsun önce dürüst olmamız gerektiğini”, “Yaptığımız işte asla hile yapmamamız gerektiğini”,  “Doğru ve dürüst olursak herkes tarafından sevileceğimizi ve yaptığımız işlerde çok iyi yerlere geleceğimizi” söylüyordu. En çok üzerinde durduğu konu ise asla yalan söylememek idi. Bize, doğruluğu daha o zamandan aşılamıştı. “Yalan söyleyeni dokuz köyden kovarlar.”, “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar” diyerek yalan söylemenin ne kadar kötü bir şey olduğunu öğretiyordu.
Öğretmenimizin, bize bilgiyi vermede, öğretmede kendine has değişik yöntemleri vardı. Bunlardan bizi en çok etkileyen ödül yöntemi idi. Metin Biçer, mutlaka her derse çeşitli ödüller ile gelir, bizlere soru sorar, bu soruları bilen herkese bu ödüllerden verirdi. Bu ödüller bazen bir tatlı olurdu. Bazen küçük bir şeker olurdu. Bazen de bir kitap olurdu. Ben, özellikle sınıfa getirdiği halka tatlıları hiç unutmam. 5-6 tane kadar halka tatlı alır, bunları ikiye böler soruları bilen kişilere ayrı ayrı verirdi. Verirken de “Aferin sana. Gel buraya kocaman bir tatlıyı hak ettin. Al şunu ye bakalım” derdi. Hatta kendi eliyle yedirirdi. Ve biz o tatlıları ertesi gün de yiyebilmek için eve gider, saatlerce ders çalışırdık.
Verdiği ödevleri yapanlara da yine bu tür ödüller verir, ödev yapma alışkanlığını bize kazandırırdı. Bizler de öğretmenimizin gözüne girebilmek ve tatlılardan yiyebilmek için, eve gelir gelmez, daha sırtımızdan önlüklerimizi çıkarmadan  ödevlerimizi yapardık. Bütün bunlar zaman sonra bizde alışkanlık haline gelecekti. Ve bu sayede sorumluluk sahibi olacaktık. Verilen ödevlerin mutlaka yapılması gerektiğini öğrenmiştik.
Metin Biçer’in diğer eğitim taktikleri bununla da kalmıyordu. Her öğrenciyi mutlaka tahtaya kaldırır ve onların cesaretli olmasını isterdi. Sınıfta bizlerin konuşması için birçok yola başvururdu. “Konuşun, çekinmeyin. Meramınızı mutlaka dile getirin. Bilgilerinizi mutlaka aktarın. Düşüncelerinizi, fikirlerinizi açıklamaktan, konuşmaktan korkmayın” derdi. Bu nedenledir ki bizler de düşüncelerimizi açık açık söyleyen bireyler olmuştuk. Kesinlikle bildiklerimizi söylüyor, düşüncelerimizi açık yüreklilikle dile getiriyorduk. Konuşmaktan korkmuyorduk…
Bize kitap okumayı sevdiren öğretmendi Metin Biçer. “Ne kadar çok okursanız, o kadar çok bilgili olursunuz” derdi. “Çok yaşayan değil, çok okuyan bilgili olur” derdi. “Okudukça bilginiz artar. Konuşma beceriniz artar. Toplumda kendinizi hemen fark ettirirsiniz” derdi. O nedenle daha o yıllarda sınıfa İstanbul’dan kitaplar sipariş ederdi. Daha birinci sınıfın ikinci yarısında bir kütüphane oluşturma yönüne gitmişti. 4 yıla kadar büyük bir kitaplık yapacaktı sınıfa. Yaptı da…
Dördüncü sınıfa geldiğimizde sadece bizim sınıfa ait yüzlerce kitabımız olmuştu. Bu kitapları tüm sınıf değişerek okuyordu. Okumakla da kalmıyorduk. Öğretmenimiz okuduğumuz kitapların özetini sınıfta bizlere anlattırıyordu. Her ders 3-5 öğrenciyi tahtaya kaldırıyor, “Okuduğun kitabı özetle bakalım” diyordu. Öğrenci özetledikten sonra “Nasıl bir ders çıkardığımızı” soruyordu. Biz de ne anlamışsak anlatıyorduk.
Üçüncü sınıfta çeşitli bazı üniteler ve ansiklopediler de getirtmişti. Bunları o yıllar nasıl da su gibi içiyorduk. Adeta tüm sınıf birbiriyle bilgiyi öğrenme yarışına giriyorduk. “Kim sınıf birincisi olacak” diye yarışıyorduk. Kümelere ayrılıyorduk. Küme bilgi yarışları yapıyorduk. Tabii yarışı kazanan gruplara tatlı ödülü vardı. Bu ödüller bizleri daha da kamçılıyordu.
Diğer öğrenciler arasında bizler hemen fark ediliyorduk. Terbiyemizle, saygımızla, bilgimizle kendimizi gösteriyorduk. Soranlara da gururla “Biz Metin Biçer’in Öğrencileriyiz.” diyorduk…
Dördüncü sınıfa geldiğimde babamın Kıbrıs’a göç edeceğini duymuş. Eve kadar gelip babama “Yosçu gardaş, senin oğlan çok akıllı. Bunu götürme. Ne yap ne et, bende bir yıl daha okusun. Geleceği çok parlak olacak. Bir yıl daha okursa çok iyi yerlere gelir.” demiş. Babam da “Hocam, çok sağ ol. Ne yapayım, kime bırakayım?  Kimseye bırakamam” demiş. O da “İnşallah yazık olmaz çocuğa. Ne olur okumasından vaz geçmeyin. Sonuna kadar okutun bu çocuğu.” demiş. Babam da ona, beni sonuna kadar okutacağına dair söz vermiş…Ve bir sabah erkenden, kapıya bir kamyon yanaşmış ve biz Kadirli’yi terk etmiştik. Deniz aşırı bir ülkeye Kıbrıs’a göçmüştük…Ben, en çok sınıfımızdan ayrıldığım için üzülmüştüm.  Metin Biçer öğretmenimden ayrıldığım için üzülmüştüm. Yıllar sonra anlayacaktım ki bana çok şeyler vermiş, çok şeyler öğretmişti. Hayatı, sevgiyi, saygıyı, doğruluğu ve dürüstlüğü öğretmişti.
Ortaokul, lise ve hatta üniversite yıllarında öğrencilik yıllarım hep onun öğrettiği sorumluluk duygusu ile geçti. Ödevlerimi hep onun öğrettiği biçimde yaptım. Derslerime çalışmayı  hiç ihmal etmedim. En önemlisi okuma alışkanlığım o kadar çok gelişmişti ki adeta bir kitap kurdu olmuştum. Bu gün hala onun sayesinde sayfalarca okuyan bir insanım.
Yıllar geçti aradan. Onu bir daha hiç görmedim. Bazı sınıf arkadaşlarımızla bir araya geldik. Metin Biçer öğretmenimizi görmek istedik. Mersin’de oturduğunu öğrendik. Bir ara “Baskınla ziyaretine gidelim” dedik. Doktor olan kızından onun durumunu öğrendik. “Rahatsız olduğunu, fazla heyecanın ona zarar verebileceğini” söyledi. O nedenle biz de hocamıza zarar vermemek için bu düşüncemizi ileri bir tarihe attık.
Ama ne yazık ki o tarih bir daha hiç gelemeyecek. Geçen hafta Öğretmenimiz Metin Biçer’in Hakk’a yürüdüğünü büyük bir üzüntü içinde öğrendik. 
Yüreğimizden bir şeyler gitti acı haberi duyunca. Sanki dünyamız karardı. Yıkılıverdik öylece. Yıllar sonra da olsa öğretmenimizi kaybetmenin üzüntüsü derinlerimize çöktü. Üzerimizde olan hakkını hiçbir zaman ödeyemeyeceğiz belki de… Çünkü o kadar çok hakkı oldu ki bizde, ne yapsak da bunu ödeyemeyiz…
Hayata onun sayesinde baktık, onun düşünceleriyle, duygularıyla ve sevgileriyle baktık. Hayatı biz ondan öğrendik…
Mekanın Cennet Olsun Saygıdeğer insan…
Bizim için uzak olmanın, yıllarca ayrı kalmanın önemi olmadı hiç. Çünkü daima içimizde oldunuz. Kalbimizde oldunuz. Size olan sevgimiz, saygımız asla bitmedi. Bundan sonra da emin olunuz ki hiç bitmeyecek…
Öğrencileriniz, Hakan Yozcu, Yunus Menziletoğlu, Ali Demir, Orhan Temel, Şahin Temel, Hüsne Adaklı, Hülya Kazancı, Ayşe Gürsoy, Osman Dağlı, Ali Gonca, Elif Kayıran, Bilal Küçükköşker, Erdoğan Kızmaz, Mehmet Mahti, Muhammet Çuhadar, Taşkın Dinçer, Cemal Dal, Mehmet Şahin, Ergün Özge, Ahmet Tozcu, Ahmet Korkmaz, Yaşar Korkmaz, Suzan Döğüşçü, Ramazan Kaya, Musa Adaklı, Bilal Avlukyarı, Osman Küçüktamer, Muşlu, Arife Sayman, Nazife Solak, Makbule Nacar ve adlarını hatırlayamadığım diğer arkadaşlarımız, sizi asla; ama asla unutmayacak…
Siz, kalbimizin ışığını sevgi ile yaktınız, bu sevgi, bu yürekler var oldukça yanacak…
Metin Biçer Öğretmenimize Allah’tan Rahmet diliyor, ailesine, çocuklarına, öğrencilerine ve tüm sevenlerine sabır ve metanet diliyorum…
Mekanı Cennet olsun…

 

 
Etiketler: ÖĞRETMENİMİZ, METİN, BİÇER’İN, ARDINDAN,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
18 Mayıs 2020
YANGINLAR CİĞERİMİZİ PARÇALADI
14 Mayıs 2020
PİLE’DE SULAR DURULMUYOR
12 Mayıs 2020
CORONA TURİZMİMİZİ VURMASIN
03 Mayıs 2020
OKULLAR TATİL EDİLMELİ
30 Nisan 2020
ADANALIM
29 Nisan 2020
CORONADA BUNDAN SONRASI
21 Nisan 2020
“Bitemeyen Proje” Üzerine
13 Nisan 2020
SOYLU’NUN İSTİFASI ÜZERİNE
06 Nisan 2020
CEVAHİR CAŞGİR’DEN “YÜZSÜZ ŞİİRLERİM”
30 Mart 2020
Vefa Arayan Şair’den “Kalbim Senindi” Romanı
12 Mart 2020
Coronavirüs’ü De Oyuncak Ettik
09 Mart 2020
Sınırlarımızda Biber Gazı ve Cop
05 Mart 2020
İlke Susuzlu İle Tiyatro Konuştuk
03 Mart 2020
Diyetisyen Olmak
02 Mart 2020
Kadirli İdlip’te Şehit Olan Evladına Ağladı
01 Mart 2020
İskenderun Belediyesi Tiyatro Topluluğu
26 Şubat 2020
Herkese Küsmek?
25 Şubat 2020
ZABITALARIN GAZİLERLE ZORU NEDİR?
24 Şubat 2020
YDP Cumhurbaşkanlığı Manifestosunu Açıkladı
20 Şubat 2020
İskele Yine Karıştı
17 Şubat 2020
“Bir Ahi Zaman” Oyunu
13 Şubat 2020
Ölçü Dozunu Aşmamak Gerek
12 Şubat 2020
Artık Bir Edebiyat Tarihimiz Var
10 Şubat 2020
Nihal Salman İle Aile Üzerine Bir Sohbet
06 Şubat 2020
Taşkent Doğa Parkı
04 Şubat 2020
KIBRIS TÜRK EDEBİYATI DEV BİR ESERE KAVUŞTU
31 Ocak 2020
Baş Döndürücü Gelişmeler Oluyor
29 Ocak 2020
Yüzde 5.5 Artış mı Dediniz?
27 Ocak 2020
GEÇMİŞ OLSUN TÜRKİYE’M
23 Ocak 2020
YDP’nin Adayı Prof. Arıklı
14 Ocak 2020
YDP’den Gövde Gösterisi
13 Ocak 2020
Avni’ye Göre “İstanbul Daveti”
09 Ocak 2020
Erdinç Akgür İle Devlet Tiyatroları’nı Konuştuk
08 Ocak 2020
Avni’ye Göre Yeni Hükumet
06 Ocak 2020
Son Durak Meyhanesi
03 Ocak 2020
YENİ YILDA YENİ UMUTLARIMIZ
02 Ocak 2020
Doğu Türkistan Gerçekleri
30 Aralık 2019
Kıbrıs Türkünün Bağımsızlık Mücadelesi
26 Aralık 2019
Sebahattin Kurt İle Çukurovalıları Konuştuk
22 Aralık 2019
“WOYZECK” Oyunu Üzerine
19 Aralık 2019
ADAYLAR YAVAŞ YAVAŞ AÇIKLANIYOR
15 Aralık 2019
Dursun Koç İle Sporumuz ve Denizcilik Üzerine Konuştuk
12 Aralık 2019
YDP’nin Engellenemeyen Yükselişi
09 Aralık 2019
Cehaletin Böylesi Görülmedi
05 Aralık 2019
Avni’ye Göre Hükumetin Gitmesi Çok Yakın
03 Aralık 2019
Dışarısı İçeriden Karanlık
27 Kasım 2019
“ÇUKUROVA YANIYOR” Üzerine
26 Kasım 2019
Veysel Üresin İle Çukurovalı Sanatçılar Hakkında Konuştuk
18 Kasım 2019
Kadirli Sucuk Ekmek ve Oğuzhan Usta
14 Kasım 2019
Karakütük Köyü’nde Akrabalarla
12 Kasım 2019
Hasan Dede Türbesi ve Kadirli Kent Müzesi
06 Kasım 2019
Kıbrıslılar Bizi Neden Sevmiyor?
01 Kasım 2019
“Kardeşimin Hikâyesi” Üzerine
30 Ekim 2019
KKTC ÇUKUROVALILAR DERNEĞİ Nİ ZİYARET ETTİM
20 Ekim 2019
SESSİZ ÇIĞLIK ÜZERİNE
15 Ekim 2019
Vatan Sana Canım Feda
13 Ekim 2019
“Barış Pınarı” Hayırlı Olsun
09 Ekim 2019
YDP 3. Yılını Kutladı
07 Ekim 2019
I.Akdeniz Uluslararası Araştırmalar Kongresi’nin Ardından
30 Eylül 2019
“ERZİNCAN YÖRESİ ALEVİLERİ”
25 Eylül 2019
İLK YERLİ OPERAMIZ ARAP ALİ DESTANI
23 Eylül 2019
YDP’DE AŞURE GÜNÜ
19 Eylül 2019
ÇUKUROVA TÜRKMENLERİ
18 Eylül 2019
Avni’nin Kehanetleri
12 Eylül 2019
Tekin Bertiz’in Ardından
05 Eylül 2019
OĞUZ BOYLARI KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ BAŞKANI ARİF ZEREN İLE SÖYLEŞTİK
03 Eylül 2019
AVNİ İLE CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ ÜZERİNE KONUŞTUK
25 Ağustos 2019
GÜVERCİNLİK KÖYÜ ÇÖPLÜK MÜ?
20 Ağustos 2019
“Yangın Yerinde” Kabare mi Komedi mi?
19 Ağustos 2019
“GELECEK 100 YIL” Üzerine
15 Ağustos 2019
AVNİ İLE BAYRAMLAŞTIK
05 Ağustos 2019
KAZA “GELİYORUM” DEMEDİ
01 Ağustos 2019
Milli Değerleri Koruma Derneği Ve İsfendiyar Dayı
28 Temmuz 2019
ADANALILAR DERNEĞİ ÇOK İDDİALI GELİYOR
25 Temmuz 2019
AVNİ’YE SORDUM
22 Temmuz 2019
Kenan Akın İle Güncel Konular
18 Temmuz 2019
KİM BU AVNİ?
15 Temmuz 2019
Sadece Suriyelilere mi Vize?
11 Temmuz 2019
BOŞ VERDİM
09 Temmuz 2019
Postamız Nasıl Çalışıyor?
08 Temmuz 2019
Derman Atik İle Tiyatro Üzerine
04 Temmuz 2019
KÜLTÜREL MİRASIMIZI KİM YÖNETİYOR?
27 Haziran 2019
Hakan Tulumbacı İle Sanat Üzerine
27 Haziran 2019
Harun Tulumbacı İle Sanat Üzerine
25 Haziran 2019
Ertaç Hazer İle Kültür-Sanat
21 Haziran 2019
Hükümet Kuruldu Kurulmadan Vuruldu
18 Haziran 2019
DR CEMAL MERT İLE SÖYLEŞTİK
16 Haziran 2019
Gelişmekte Olan Farklı Bir Spor: Okçuluk
13 Haziran 2019
AVNİ’Nİ BÜYÜK İDDİASI
29 Mayıs 2019
Solcu Efendi” Üzerine Birkaç Kelam
23 Mayıs 2019
Kıbrıs’ta Osmanlı Öncesi Türk İzleri
19 Mayıs 2019
TERAPİ Üzerine
15 Mayıs 2019
ZAMAN
22 Nisan 2019
ATA - DEDE YURDUNDA
11 Nisan 2019
BÖYLE YARIŞMA OLUR MU?
07 Nisan 2019
Aşık Veysel Ve Nesimi’yi Anma Toplantısı
02 Nisan 2019
“Yaşamak Nazım Gibi” Oyunu Üzerine
27 Mart 2019
“27 Mart” KKTC İçin Acı ve Buruk Bir Gün
21 Mart 2019
“Kıbrıs’ın Dünü, Bugünü Ve Yarını”
18 Mart 2019
Bütçemiz Error Veriyor
14 Mart 2019
Sen Neymiş Be Abi!
10 Mart 2019
İRSEN KÜÇÜK’ÜN ARDINDAN
05 Mart 2019
Dairelerde Damga Pulu Sorunu
04 Mart 2019
Şerefine İnsanoğlu
01 Mart 2019
Su Akar Güldür Güldür
28 Şubat 2019
YDP Meşalesini Güvercinlik’te Yaktı
27 Şubat 2019
Liderlerden Farklı Söylemler
24 Şubat 2019
Teknoloji Mi, Dedikodu Mu?
19 Şubat 2019
Genç Ama Başarılı Diyebileceğimiz Bir Bakan
18 Şubat 2019
Sendikalarımızın Amacı Ne?
14 Şubat 2019
Öyle Bir Dünyada Yaşıyoruz Ki!
10 Şubat 2019
Uçak Biletleri Ucuzlayacak Mı?
06 Şubat 2019
Türkeş’in Evi
05 Şubat 2019
Sosyal Medya Siyaseti
04 Şubat 2019
Bu Hükümetten Keyif Alıyorum
31 Ocak 2019
Anketle Cumhurbaşkanı Mı Olur?
22 Ocak 2019
ELEKTRİK FATURALARI EZBERE Mİ HESAPLANIYOR?
22 Ocak 2019
Kıbrıs Patatesinden Vaz Mı Geçiliyor?
22 Ocak 2019
Bayrak Namustur Şereftir
18 Ocak 2019
Kıbrıs Patatesinden Vaz Mı Geçiliyor?
11 Ocak 2016
KADINLAR KAHVEHANESİ
Haber Yazılımı