Yazı Detayı
28 Şubat 2019 - Perşembe 12:26
 
Sn. AKINCI’NIN POLİTİS GAZETESİNDE VERDİĞİ MESAJLARIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Ergün Şoföroğlu
 
 

Güney Kıbrıs’taki Politis gazetesi, 26 Şubat’ta Rum yönetimi başkanı Nikos Anastasiadis ile görüşme öncesinde Cumhurbaşkanı M. Akıncı ile özel program yaptı. Sn. Akıncı, Politis gazetesinde Rum tarafına verdiği mesajlarda Kıbrıs sorunu çözüm müzakerelerinde bugüne kadar hiçbir önemli konuda taraflar arasında bir anlaşma sağlanamadığını açıkça belirtiyor.                         

‘’Bunca zamandır iki tarafın önemle vurguladıkları konuların neler olduğunu ve bu konular karşısındaki tavırlarının ne olduğu bilinmektedir! Nerede olduğumuzu anlamaya çalışıyoruz, çünkü siyasi eşitlikten söz ederken ayni şeyi mi kastettiğimizi bilmiyoruz! Su anda bile merkezi hükümette anlaşamadığımızın bilincine varıyoruz.’’ Diyen Sn. Akıncı, merkezi hükümetteki yetkileri bile eşitlik ilkesi içinde paylaşamadıklarının… şu anda bilincine vardıklarının belirtiyor.                                                                                                            

Sn. Akıncı’nın bu mesajından anladığımıza göre, evrensel alanda belirgin kavram taşıyan söz ve deyimlere uydurma anlamlar yükleyen Rum tarafı bilinçsizlik ve belirsizlik yaratıp kafa karıştırarak anlaşmaya engel olma kurnazlığını sürdürüyor. Müzakerelerde başarısızlığa neden olan bilinçsizliğin ve belirsizliğin Rum’larını bu tutumundan kaynaklandığı gerçeğinin önemsenmeyip, başarısızlığın sorumluluğunun iki tarafa da yüklenmesi Rumların üstün diplomatik ilişkileri sayesinde başarıldığı kanaatini doğuruyor.                

Kıbrıs Türk tarafı bu haksız değerlendirme karşısında kendini savunacak etkin bir tepki becerisini gösteremeyip nerdeyse bu sorumluluğu Rumlarla paylaşma imajı yaratan mesajlar veriyor.                                                                              

Bugüne kadar müzakerelerde ortaya koydukları tutumlardan anladığımıza göre Rum tarafı, Türk Toplumu’nu bir azınlık yerine koymakta, üniter devlet biçiminde bir çözümle devletin mutlak egemenliğini ellerine geçirmeyi hayal ediyorlar. Senelerdir bu katı faşist tutumlarını değiştirmeyen Rumların zihin değiştirebileceği ütopyası içinde ahkam kesen bizim barış meleklerimize beklentileri içinde kolay gelsin diyorum ve şu bilimsel gerçeği hatırlatıyorum.                                                                                                                                    

Her türlü çözüm, zaman ve mekânla sınırlıdır. Üretildikleri koşulların değişmesiyle, çözümler de değerler de değişir. Siyaset bu zeminlerden biridir.  Status quo fırsatların kaybı demektir                                                                           

‘’İdeoloji’’ adını verdiğimiz fikirler bütünü, belli bir zaman ve zeminde belli sorunlara getirilen belli bir çözümden başka bir şey değildir. Günlerden bir gün, o zaman ve zemin (yani koşullar) değişince, ideolojinin çatal bir tercih karşısında kalması tarihsel bir zorunluluk; Ya temel çizgisini koruyarak kendine yeni bir yorum getirecek ve gündemde kalacak, ya da değişmeyi reddedecek ve çağdışı kalacak.’’                                                                                                                                   

Sn. Cumhurbaşkanı Akıncı diyor ki: ‘’mümkün olmayan bir şeyi inşa etmeye çalışırsan mümkün olanı imkânsız kılarsın’’ Sn. Akıncı’nın bu tümcesine hayran kaldım. Fakat bu konuda önemli olan mümkün olan iyiyi doğru tespit edebilmektir. Barış hakiki olmalı, gelecekte bir başka savaşın bahanesini içinde taşıyan barış anlaşması; barış anlaşması olamaz kuşkusuz. Bu düşünceyle siyasi eşitliğe dayalı, iki toplumlu federal bir Avrupa devleti çözümünün zor fakat statükoyu sonlandıracak mümkün çözüm olduğunu savunan Sn. Akıncı’ya şu gerçekleri hatırlatalım!                                                                                                         

Dünyanın en uygar bölgesi, olarak bilinen Avrupa Birliğinde bile uluslararası ilişkilerin işleyiş mantığının pragmatizm olduğunu AKEL’in AB Parlamentosu adaylarında Sn. Kızılyürek şöyle anlatıyor.’’ ‘’Geçtiğimiz günlerde AKEL’in Avrupa Parlamentosu seçimlerine gösterdiği adaylar ve bir grup Kıbrıslı Rum’la Kıbrıslı Türk Brüksel’e gidip Avrupa Birliği kurumlarını ziyaret ettik. Parlamentoyu ziyaret ettiğimiz esnada parlamenterler nefret söylemi üzerine hararetli bir tartışma yapıyorlardı. Avrupa’da yükselen popülizm, ırkçılık ve yabancı düşmanlığının kaçınılmaz sonucu olarak yükselişe geçen nefret söylemi, belli ki önümüzdeki yıllarda Avrupa birliğini çok meşgul edecek.’’                 

Biz Kıbrıs Türkleri bu pragmatik dünya düzenini ve uluslararası hukuku, adaletle insanlık ve uygarlıkla özdeşleştirmek gafletine düşmeden bu gerçeklerin bilincinde toplumsal kimliğimizi, onurumuzu ve varlığımızı sürdürmek için etkin çalışmalarımızı ve irademizi sürdürmeliyiz.   

 
Etiketler: Sn., AKINCI’NIN, POLİTİS, GAZETESİNDE, VERDİĞİ, MESAJLARIN, DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı