Yazı Detayı
19 Mayıs 2019 - Pazar 15:34
 
TERAPİ Üzerine
Hakan Yozcu
kibrishakikat@gmail.com
 
 

12 yaşındaki çocuğunuza tanımlamayan bir hastalık teşhisi konulsa ne yaparsınız? Çocuğunuzu hastaneye götürüyorsunuz, bir ara çocuğunuzu bırakıp dışarı çıkıyorsunuz. Bir iki dakika içinde geri dönüyorsunuz ve çocuğunuzu yerinde bulamıyorsunuz.

                12 yaşındaki çocuk esrarengiz bir şekilde kayboluyor. Sanki yer yarılıp içine giriyor. Tüm aramalarınıza, tüm çabanıza rağmen onu bulamıyorsunuz? Böyle bir durumda ne yaparsınız? Nasıl bir ruh hali içine girersiniz.  Üstelik bu da yetmiyor ve aradan 4 yıl gibi uzun süre geçiyor. Ondan hiçbir haber alamıyor, hiçbir iz bulamıyorsunuz. Öldü mü? Yaşıyor mu? Kaçırıldı mı? Nerede? Kimle veya kimlerle? Hiçbir bilginiz yok…

                Öldü diye umudunuzu kesip bırakır mısınız yoksa “Yaşıyor, mutlaka bir gün çıkacak, bir haber gelecek” diye bekler misiniz?

                İşte son okuduğum “Terapi” adlı roman, yukarıda sorduğum soruları sorduran ve sizi yıllarca psikolojik bir bunalıma sokacak olan bir roman.

                Kitabı elinize aldığınızda müthiş bir bunalıma sürükleniyorsunuz. Daha ilk sayfalardan itibaren merak edip kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. “Bir sonraki sayfada ne oldu?” diye gözleriniz kapanana kadar okumayı bırakamıyorsunuz…

                Terapi adlı romanı Alman Yazar Sebastian Fitzek yazdı. Pegasus Yayınları arasında yayınlandı. Adından da anlaşılacağı gibi Terapi romanı Psikolojik gerilim türünde yazılmış bir roman. Bu türdeki eserleri sevenler için mutlaka okunması gereken bir kitap diye düşünüyorum. Kitabı elinize aldığınızda bana hak vereceğinizden adım gibi eminim.

                Sebastian Fitzek,13 Ekim 1971 yılında Berlin'de dünyaya gelmiş. Psikolojik gerilim türünde yazdığı romanlarla adını  duyurmayı başarmış bir yazar. Esprili bir kişiliğe sahip olan yazar, okurları ile de iyi ilişkiler içinde bulunuyor. Bu da onu diğer yazarlardan ayrı olmasına, onun tutulmasına ve beğenilmesine yol açıyor.

                Terapi adlı eser,  yazarın ilk romanı. İlk romanı olmasına rağmen ülkesinde büyük bir başarıya imza atmış. Öyle ki Dünyaca ünlü yazar Dan Brown’un  “Da Vinci’nin Şifresi” adlı eserini en çok satan kitaplar arasında geride bırakmış. Almanya’da en çok satılan kitap olmayı başarınca tüm dikkatleri üzerine çekmiş.

Toplamda 12 kitabı yayınlanan yazarın eserleri birçok dile çevrilmiştir. Ama her ne hikmetse Türkiye’de yazarın sadece üç eseri Türkçe’ye çevrilip yayınlanmıştır. “Terapi”den başka “Kıymık” ve “Uyurgezer” adlı eserleri çevrilmiş Türkçeye.

                Yazar, önceleri veterinerlik okumuş ama tamamlayamadan ayrılıp hukuk alanında eğitim görmüş. Belki de veterinerlik eğitimine başlamasından dolayı eserlerinde mutlaka evcil hayvanlara yer vermektedir. Terapi adlı romanda da evcil köpeklere yer vermiştir. Kahramanın Sindbad adında bir köpeği vardır. Sindbad da adeta romanın kahramanlarından biri olarak verilmektedir.

                Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, roman kahramanı Psikiyatr Viktor Larenz’in 12 yaşındaki kızı Jossy gizemli bir şekilde hastanede ortadan kaybolur. Ne bir görgü tanığı, ne bir delil, ne de bir ceset vardır ortada. Başına ne geldiği bilinmemektedir. Adeta bir sırdır.

                Victor Larenz, yas tutar. Küçük bir adaya çekilir ve burada her şeyden uzak tek başına yaşamaya başlar. Karısı da şehirdedir. Aradan 4 yıl geçer.

                Victor Larenz’in hayatı birdenbire değişir. Gizemli bir kadın adaya gelir. Bu, şizofreni hastası bir kadındır. Ve Victor Larenz’in kendisini hastası olarak kabul etmesini ister. Fakat Viktor Larenz artık hasta kabul etmemektedir.

                Kadını dinler. Kadın, çok ilginç biridir. Anlattıkları Larenz’e bir şeyler çağrıştırır. Kadın, psikolojik bunalım yaşayan bir hastadır. Kendisini öyle tanıtmıştır. Yazar olduğunu, öyküler yazdığını ama öykülerindeki kahramanların ve olayların günlük hayatında gerçeğe döndüğünü, yarattığı kişiler ile karşılaştığını anlatır.

                Olay, Larenz’in dikkatini çekmiştir. “Hayır” demesine rağmen adının “Anna Spiegel” olduğunu söyleyen kadını her defasında dinler ve adeta onu terapiye alarak seanslar yapar.

                Kadın, çok gizemlidir. Garip davranışları vardır. Anlattıkları olaylar çok ilginçtir. Yazdığı bir romanı anlatmaya başlar. “Romandaki olayları sonradan yaşadığını ve kahramanlarıyla karşılaştığını” söyler. Son romanında tanımlanamayan bir hastalığa yakalanan küçük bir kızın aniden ortadan kayboluşunu yazmıştır.

                Bu konu, Larenz’in dikkatini çeker. Çünkü 4 yıl önce kaybolan kızının başına gelen olaya çok benzemektedir. İlgisini çeker ve her defasında kadını dinlemeye başlar.

                Victor Larenz , her şeye rağmen “Hastayı kabul edemeyeceğini, kadının da adadan gitmesi gerektiğini” söyler. Ertesi gün ayrılacağını söyleyen kadının, çıkan fırtına yüzünden adadan ayrılamadığını ve birkaç gün burada mahzur kaldığını öğrenir.

                Eser, kısa cümlelerle ve gayet açık anlaşılır bir dil ile Türkçe’ye çevrilmiş. Bu nedenle de okurken hiç sıkılmıyorsunuz. Akıcı bir üslupla yazılması da esere ayrı bir güzellik katmış.  Bölümler kısa kısa olduğundan okumada da zorluk çekmiyorsunuz. Dilediğiniz bölümde ara verip dinlenebiliyorsunuz. 

                Anna Spiegel, adadan ayrılmamıştır. Davetsizce Victor Larenze’nin evine gider kendisini zorla dinlettirir. Victor Larenz, anlatılan olaylarla kızının bir ilişkisi olup olmadığını düşünmeye başlar.

                Adanın belediye başkanı Larenz’e “Bu kadının tehlikeli olduğunu, ona dikkat etmesi gerektiğini” söyler. Ve Larenz’e ihtiyacı olabilir düşüncesiyle bir silah verir. Burada da ister istemez bazı sorular soruyorsunuz kendinize: Belediye başkanı kadın için neden böyle bir yargıya varmıştır? Victor Larenz’e kendini koruması için neden silahını vermiştir?

                Victor Larenz’in çok sevdiği köpeği Sinbad ani bir şekilde kaybolmuştur. Belediye başkanı köpeği ölü vaziyette getirmiştir? Köpek neden kaybolmuştur ve kim tarafından öldürülmüştür? Köpeği öldürmekle Larenz’e ne mesajı verilmek istenmiştir? Köpeği Anna Spiegel adlı kadın öldürmüş olabilir mi?

                Kimdir bu gizemli kadın? Neden birdenbire çıkmıştır? Ve neden ısrarla gitmemekte Victor Larenz ile sürekli görüşmek istemektedir? Yazdığı roman ile Victor Larenz’in yıllar önce kaybolan küçük kızı arasında bir ilgi var mıdır? Victor Larenz’in peşine neden düşmüştür? Neden hep onu görmeye gelmektedir?

                İşte Victor Larenz,  tüm bunları düşünerek kadını hastası olarak kabul eder. Ve ona terapi uygulamaya başlar. Bu arada Larenz’in şehirde bir de dedektifi vardır. Kai adındaki bu dedektif yıllardır kızı için araştırmalar yapmaktadır. Larenz’in isteği üzerine Anna Spiegel’i de araştırmıştır. Fakat böyle bir kadının gerçekte olmadığı ve onun yalan söylediği ortaya çıkmıştır.

                Terapi romanı iç içe giren olaylarla okuyucuyu büyük bir gerilime sokan bir eser. Adeta bir korku filmi izler gibi geriliyorsunuz sayfalar ilerledikçe. Ve hep kafanızda ne olacak diye sorular soruyorsunuz. En önemlisi de “Kim bu Annan Spiegel?” demekten kendinizi alamıyorsunuz. Kitap boyunca kendinizi hep bir bilmece oyunu içinde buluyorsunuz. Durmadan bu bilmeceleri sorup duruyorsunuz kendi kendinize…

                Kitap çok ilginç ve heyecan verecek şekillerde gelişmeye devam ediyor. Sonuca yaklaştıkça heyecanınız kat be kat artıyor. Öyle ki kitap sonuna doğru, yaptığınız tahminlerin hiç biri sonuçla örtüşmüyor.

                Yazar o kadar farklı ve değişik bir şekilde kurgulamış ki romanı, bütün tahminleriniz bu kurgu karşısında allak bullak oluyor. Ve siz, yenilgiye uğruyorsunuz.

                Üstelik öyle bir defa da değil. “Tamam, şimdi anlaşıldı her şey” dediğiniz anda bir defa daha hayretlere düşüp şaşkınlığınızı artırıyorsunuz. Heyecanınız tavan yapıyor.

                Tempo hiç ama hiç düşmüyor. Romanı bitirip sonucu aldığınızda bir “Oh be!” çekip gerilimden kurtulmaya çalışıyorsunuz. Ama bu, o kadar kolay olmuyor… Çünkü kitap sizi o kadar çok sarmalıyor ki uzun süre etkisini üzerinizden atamıyorsunuz…

                Mutlaka okumanızı salık verdiğim kitaplardan biri Terapi…

 
Etiketler: TERAPİ, Üzerine,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
03 Ağustos 2020
“GECENİN KARANLIĞINDA ÜŞÜMEK” İSTER MİSİNİZ?
29 Temmuz 2020
HÜSEYİN ÇAKIRLI’NIN ARDINDAN
19 Temmuz 2020
ESAT DÜNKİ İLE GAZİLERİ KONUŞTUK
14 Temmuz 2020
BÜSKÜVÜTÇÜ İLE GÜNCEL KONULARI KONUŞTUK
05 Temmuz 2020
KIBRIS TÜRK EDEBİYATININ PARLAYAN GÜNEŞİ
26 Haziran 2020
ŞAİR ALPER ÖZSAKINÇ İLE ŞİİR ÜZERİNE KONUŞTUK
15 Haziran 2020
Anahtar Sizde
11 Haziran 2020
GÜNEYE GİDEN İŞÇİLER
18 Mayıs 2020
YANGINLAR CİĞERİMİZİ PARÇALADI
14 Mayıs 2020
PİLE’DE SULAR DURULMUYOR
12 Mayıs 2020
CORONA TURİZMİMİZİ VURMASIN
03 Mayıs 2020
OKULLAR TATİL EDİLMELİ
30 Nisan 2020
ADANALIM
29 Nisan 2020
CORONADA BUNDAN SONRASI
21 Nisan 2020
“Bitemeyen Proje” Üzerine
13 Nisan 2020
SOYLU’NUN İSTİFASI ÜZERİNE
06 Nisan 2020
CEVAHİR CAŞGİR’DEN “YÜZSÜZ ŞİİRLERİM”
30 Mart 2020
Vefa Arayan Şair’den “Kalbim Senindi” Romanı
12 Mart 2020
Coronavirüs’ü De Oyuncak Ettik
09 Mart 2020
Sınırlarımızda Biber Gazı ve Cop
05 Mart 2020
İlke Susuzlu İle Tiyatro Konuştuk
03 Mart 2020
Diyetisyen Olmak
02 Mart 2020
Kadirli İdlip’te Şehit Olan Evladına Ağladı
01 Mart 2020
İskenderun Belediyesi Tiyatro Topluluğu
26 Şubat 2020
Herkese Küsmek?
25 Şubat 2020
ZABITALARIN GAZİLERLE ZORU NEDİR?
24 Şubat 2020
YDP Cumhurbaşkanlığı Manifestosunu Açıkladı
20 Şubat 2020
İskele Yine Karıştı
18 Şubat 2020
ÖĞRETMENİMİZ METİN BİÇER’İN ARDINDAN
17 Şubat 2020
“Bir Ahi Zaman” Oyunu
13 Şubat 2020
Ölçü Dozunu Aşmamak Gerek
12 Şubat 2020
Artık Bir Edebiyat Tarihimiz Var
10 Şubat 2020
Nihal Salman İle Aile Üzerine Bir Sohbet
06 Şubat 2020
Taşkent Doğa Parkı
04 Şubat 2020
KIBRIS TÜRK EDEBİYATI DEV BİR ESERE KAVUŞTU
31 Ocak 2020
Baş Döndürücü Gelişmeler Oluyor
29 Ocak 2020
Yüzde 5.5 Artış mı Dediniz?
27 Ocak 2020
GEÇMİŞ OLSUN TÜRKİYE’M
23 Ocak 2020
YDP’nin Adayı Prof. Arıklı
14 Ocak 2020
YDP’den Gövde Gösterisi
13 Ocak 2020
Avni’ye Göre “İstanbul Daveti”
09 Ocak 2020
Erdinç Akgür İle Devlet Tiyatroları’nı Konuştuk
08 Ocak 2020
Avni’ye Göre Yeni Hükumet
06 Ocak 2020
Son Durak Meyhanesi
03 Ocak 2020
YENİ YILDA YENİ UMUTLARIMIZ
02 Ocak 2020
Doğu Türkistan Gerçekleri
30 Aralık 2019
Kıbrıs Türkünün Bağımsızlık Mücadelesi
26 Aralık 2019
Sebahattin Kurt İle Çukurovalıları Konuştuk
22 Aralık 2019
“WOYZECK” Oyunu Üzerine
19 Aralık 2019
ADAYLAR YAVAŞ YAVAŞ AÇIKLANIYOR
15 Aralık 2019
Dursun Koç İle Sporumuz ve Denizcilik Üzerine Konuştuk
12 Aralık 2019
YDP’nin Engellenemeyen Yükselişi
09 Aralık 2019
Cehaletin Böylesi Görülmedi
05 Aralık 2019
Avni’ye Göre Hükumetin Gitmesi Çok Yakın
03 Aralık 2019
Dışarısı İçeriden Karanlık
27 Kasım 2019
“ÇUKUROVA YANIYOR” Üzerine
26 Kasım 2019
Veysel Üresin İle Çukurovalı Sanatçılar Hakkında Konuştuk
18 Kasım 2019
Kadirli Sucuk Ekmek ve Oğuzhan Usta
14 Kasım 2019
Karakütük Köyü’nde Akrabalarla
12 Kasım 2019
Hasan Dede Türbesi ve Kadirli Kent Müzesi
06 Kasım 2019
Kıbrıslılar Bizi Neden Sevmiyor?
01 Kasım 2019
“Kardeşimin Hikâyesi” Üzerine
30 Ekim 2019
KKTC ÇUKUROVALILAR DERNEĞİ Nİ ZİYARET ETTİM
20 Ekim 2019
SESSİZ ÇIĞLIK ÜZERİNE
15 Ekim 2019
Vatan Sana Canım Feda
13 Ekim 2019
“Barış Pınarı” Hayırlı Olsun
09 Ekim 2019
YDP 3. Yılını Kutladı
07 Ekim 2019
I.Akdeniz Uluslararası Araştırmalar Kongresi’nin Ardından
30 Eylül 2019
“ERZİNCAN YÖRESİ ALEVİLERİ”
25 Eylül 2019
İLK YERLİ OPERAMIZ ARAP ALİ DESTANI
23 Eylül 2019
YDP’DE AŞURE GÜNÜ
19 Eylül 2019
ÇUKUROVA TÜRKMENLERİ
18 Eylül 2019
Avni’nin Kehanetleri
12 Eylül 2019
Tekin Bertiz’in Ardından
05 Eylül 2019
OĞUZ BOYLARI KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ BAŞKANI ARİF ZEREN İLE SÖYLEŞTİK
03 Eylül 2019
AVNİ İLE CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ ÜZERİNE KONUŞTUK
25 Ağustos 2019
GÜVERCİNLİK KÖYÜ ÇÖPLÜK MÜ?
20 Ağustos 2019
“Yangın Yerinde” Kabare mi Komedi mi?
19 Ağustos 2019
“GELECEK 100 YIL” Üzerine
15 Ağustos 2019
AVNİ İLE BAYRAMLAŞTIK
05 Ağustos 2019
KAZA “GELİYORUM” DEMEDİ
01 Ağustos 2019
Milli Değerleri Koruma Derneği Ve İsfendiyar Dayı
28 Temmuz 2019
ADANALILAR DERNEĞİ ÇOK İDDİALI GELİYOR
25 Temmuz 2019
AVNİ’YE SORDUM
22 Temmuz 2019
Kenan Akın İle Güncel Konular
18 Temmuz 2019
KİM BU AVNİ?
15 Temmuz 2019
Sadece Suriyelilere mi Vize?
11 Temmuz 2019
BOŞ VERDİM
09 Temmuz 2019
Postamız Nasıl Çalışıyor?
08 Temmuz 2019
Derman Atik İle Tiyatro Üzerine
04 Temmuz 2019
KÜLTÜREL MİRASIMIZI KİM YÖNETİYOR?
27 Haziran 2019
Hakan Tulumbacı İle Sanat Üzerine
27 Haziran 2019
Harun Tulumbacı İle Sanat Üzerine
25 Haziran 2019
Ertaç Hazer İle Kültür-Sanat
21 Haziran 2019
Hükümet Kuruldu Kurulmadan Vuruldu
18 Haziran 2019
DR CEMAL MERT İLE SÖYLEŞTİK
16 Haziran 2019
Gelişmekte Olan Farklı Bir Spor: Okçuluk
13 Haziran 2019
AVNİ’Nİ BÜYÜK İDDİASI
29 Mayıs 2019
Solcu Efendi” Üzerine Birkaç Kelam
23 Mayıs 2019
Kıbrıs’ta Osmanlı Öncesi Türk İzleri
15 Mayıs 2019
ZAMAN
22 Nisan 2019
ATA - DEDE YURDUNDA
11 Nisan 2019
BÖYLE YARIŞMA OLUR MU?
07 Nisan 2019
Aşık Veysel Ve Nesimi’yi Anma Toplantısı
02 Nisan 2019
“Yaşamak Nazım Gibi” Oyunu Üzerine
27 Mart 2019
“27 Mart” KKTC İçin Acı ve Buruk Bir Gün
21 Mart 2019
“Kıbrıs’ın Dünü, Bugünü Ve Yarını”
18 Mart 2019
Bütçemiz Error Veriyor
14 Mart 2019
Sen Neymiş Be Abi!
10 Mart 2019
İRSEN KÜÇÜK’ÜN ARDINDAN
05 Mart 2019
Dairelerde Damga Pulu Sorunu
04 Mart 2019
Şerefine İnsanoğlu
01 Mart 2019
Su Akar Güldür Güldür
28 Şubat 2019
YDP Meşalesini Güvercinlik’te Yaktı
27 Şubat 2019
Liderlerden Farklı Söylemler
24 Şubat 2019
Teknoloji Mi, Dedikodu Mu?
19 Şubat 2019
Genç Ama Başarılı Diyebileceğimiz Bir Bakan
18 Şubat 2019
Sendikalarımızın Amacı Ne?
14 Şubat 2019
Öyle Bir Dünyada Yaşıyoruz Ki!
10 Şubat 2019
Uçak Biletleri Ucuzlayacak Mı?
06 Şubat 2019
Türkeş’in Evi
05 Şubat 2019
Sosyal Medya Siyaseti
04 Şubat 2019
Bu Hükümetten Keyif Alıyorum
31 Ocak 2019
Anketle Cumhurbaşkanı Mı Olur?
22 Ocak 2019
ELEKTRİK FATURALARI EZBERE Mİ HESAPLANIYOR?
22 Ocak 2019
Kıbrıs Patatesinden Vaz Mı Geçiliyor?
22 Ocak 2019
Bayrak Namustur Şereftir
18 Ocak 2019
Kıbrıs Patatesinden Vaz Mı Geçiliyor?
11 Ocak 2016
KADINLAR KAHVEHANESİ
Haber Yazılımı