Yazı Detayı
02 Temmuz 2019 - Salı 17:15
 
TOPLUMSAL DAYANIŞMAYI YİTİRMEDEN GERÇEKCİ ZEMİNDE MÜCADELE
Ergün Şoföroğlu
 
 

Uluslararası hukuku nesnel bir bakışla incelediğimizde şu gerçeklerle karşılaşıyoruz. ’’Devletler-üstü hukuk devleti yoktur ve devletler arası ilişkiler güç dengelerine göre oluşur. Başka bir deyişle, devletlerin haklarını güvence altına alan devletler arası bir hukuk örgütü yoktur. Birleşmiş Milletler adıyla kurulmuş olan örgüt ise, devletler arası ilişkilerde belli yaptırımlar öngörebilen bir hakemlik kurumundan öteye gidememiştir. Bu gibi uluslararası kuruluşlara her zaman güçlü devletlerin yön verdikleri bilinen bir şeydir’’                                                                          Bu gerçeğin bilincinde olmayıp uluslararası hukuk yaklaşımlarını adalet ve bilimsellik kılıfıyla süsleyen ve bilgisi önyargılardan ibaret olan bazı yöneticilerimiz, hayal ettikleri bir adil dünya düzeninde federal çözümü uluslararası hukukun desteğini almış alternatifi olmayan bir çözüm olarak savunurlarken, toplumun geleceğini gerçekçi zeminde planlamaktan uzaklaşıyorlar.                                                                                                                             Kıbrıs Türk Toplumu’nun rekabete açık federal bir çözümün insafsız katılıkla başa çıkamayacak gelişmemiş bir toplum durumuna düşmesine engel olamamanın utancını bile algılamaktan kaçınarak barış meleği rollerinde ütopist kavalıyla federal çözüm şarkılar çalıyorlar. Bazı politikacılarımız ise dar particilik tutkusunun, koltuk ve iktidar aşkının etkisinde Ankara’ya yalakalık yaparak besleme kalma politikasını sürdürmeyi milliyetçilik sanarak ahkâm kesmeyi sürdürüyor.                                                                                                        

Bir ülkenin demokratik yönetim yapısında kurumlar, anayasadan ve geleneklerden kaynaklanan bir hiyerarşik düzen içinde bütünleşirler. Özellikle demokratik yönetimi benimsemiş ülkelerde kurumlar arası hiyerarşi mutlaka uyulması gereken bir kural olmuştur. Devlet yönetim bütünlüğünü ancak bu yöntemle sağlayabilir.                                                                                                               

Bilimsel düşünmeyi yitirdiğimizden, toplumbilimle politikanın buluştuğu noktalardaki sentezleri çözemedik. Dar particilik mantığının etkisinde toplumsal çıkarlar unutulmuş, yerine partisel çıkarlar için çatışmaya varan etkinlikler ortaya kondu. Böylece toplumsal dayanışma ve bütünlüğümüzü yitirdik.                                                                                                                                  

Her demokratik ülkede siyasal partiler arasında görüş farkları olması ve bu görüşleri için her partinin propaganda yapması normal bir aktivitedir. Bu farklı görüşler diyalektik düşünceyle (tez-anti tez-sentez) toplum çıkarı için belirlenir.                                                                                                                                     

Toplumsal dayanışmayı ve bütünlüğümüzü yitirmemizin nedenini dar particilik mantığına dayamışken geçenlerde bir önceki Maliye bakanımız Sn. S. Denktaş’ın görev aldığı hükümet iktidardan düşünce ‘’Beni Ankara’ya gidip müzevirlediler’’ demiştir.                                                                                                          

Bu söylem üzerine Ankara’nın KKTC yönetimine ‘’böl, parçala ve yönet taktiği uygulayabileceğini düşünmek bile istemiyorum!                      

 
Etiketler: , , , , TOPLUMSAL, DAYANIŞMAYI, YİTİRMEDEN, GERÇEKCİ, ZEMİNDE, MÜCADELE,
Yorumlar
Haber Yazılımı