Yazı Detayı
20 Mayıs 2019 - Pazartesi 15:00
 
ULUS-DEVLET VE ULUSLARARASI HUKUK
Ergün Şoföroğlu
 
 

         Bir toplumun ‘’ulusal devlet’’ kurumunun oluşmasını, kurumsal kültürünü o toplumun güncel yaşantısını biçimlendiren konuştuğu dil, vatan diye üzerinde kümelendiği coğrafya parçası, benimsenen tarih ve kültür ortaklığı ve belli bir üretim biçimi ile ekonomik örgütlenmesidir. Bu kültürle örgütlenen toplumlar ulusal devletlerini kurmuş olurlar…Çağımızda ırk ve din bir ulusu oluşturan öğelerden sayılmıyor.         

Diyalektik düşünceye göre her fikir, her oluşum kendi karşıtını yaratır. ULUS DEVLET; küreselleşme, bölgecilik, komünotarizm, çokkültürlülük evrenselleşme gibi çeşitli yönlerden gelen baskı ve   tehditlere rağmen bugün itibariyle dünya ölçeğinde varlığını ve popülaritesini sürdüren devlet biçimidir.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                          Her ‘’ulus devlet’’ yaşadığı dış ilişkilerde pragmatist dünya düzeninin işleyiş mantığının bilincine vararak, çıkarlarını koruyup varlığını sürdürebilir. İçişlerinde de sosyoekonomik gelişme tarafından desteklenmeyen ulusal ve toplumsal kimlik tezleri birer fikir jimnastiği olarak kalmaya ve heyecanını giderek yobaz bir gurura ya da aşağılık duygusuna dönüşmesinin kaçınılmaz olduğunun bilincine varmalıdır.                                                                           

Tarih boyunca olduğu gibi, yaşadığımız çağın düzenini de belirleyen pragmatist felsefeye göre adalet sözcüğü ‘’güçlü olan haklıdır’’ kavramında yansır. Bizim tatlısu tayfası bu gerçeği yetersizliklerinden kavrayamadıkları için uluslararası hukuk ile adalet kavramının özdeşleştiğini sanıyorlar.ve bu gafletle barış meleği rollerine soyunarak bu inançla artistlik yaparak hak elde etmeye çalışıyorlar.                                                                                                                                         

Hak elde etme yarışında, rekabet içinde olduğumuz Rumların, bilinçli diplomatik etkinlikleri yanında yaya kaldık. Rumların bu başarıları karşısında Türk tarafını temsil eden yönetici, politikacı ve diplomatların görevlerindeki yetersizlikleri ve vizyonsuzlukları sayesinde uluslararası arenada ekonomik, politik ve kültürel alandan izole edildik.    

Gerçekleri kavrayamama cehaleti yüzünden geleceğimizi el yordamı ile aramayı sürdürüyoruz.                                                                                                                                               

Uluslararası hukuk karşılıklı güç ve çıkar dengelerine göre oluşan bir hukuktur. Uluslararası ilişkilerde nerede bir hak var ise orda bir erdem veya tüze hali değil, orda bir gücün eylem hali vardır.Cehaletimiz yüzünden uluslararası ilişkileri tarih boyunca yönlendiren felsefenin pragmatizm olduğunu kavrayamadık ve bu ilişkilerimizde uluslararası hukukla adaletin özdeşleştiğini sandık...                                                                                     

Somut koşulları incelemek yerine, soyut genellemeler yapmakla yetinerek bilimsel düşünceyi yitirdik Toplumbilimle politikanın buluştuğu noktalardaki sentezleri çözemeyen, toplumla topluluk arasındaki anlam farkını bilmeyen, bugüne kadar Kıbrıs sorununda Türk tarafını temsil eden yönetici, politikacı ve diplomatların görevlerindeki yetersizlikleri ve vizyonsuzlukları sayesinde uluslararası arenada ekonomik, politik ve kültürel alandan izole edildik. Kıbrıs Türk toplumunun rekabete açık federal bir yöntemin insafsız katılığı ile başa çıkamayacak, gelişmemiş bir toplum durumuna düşmesine engel olamadığımızın utancını bile algılayabilme yeteneğinden yoksun barış meleği rollerinde ütopist kavalıyla şarkılar çalmayı sürdürüyoruz. Toplumsal cehalet ve bilgisiz yöneticilerle doğru ve gerçek başarıların sağlanamayacağını yaşayarak öğreniyoruz.          

 
Etiketler: ULUS-DEVLET, VE, ULUSLARARASI, HUKUK,
Yorumlar
Haber Yazılımı