Kaç gündür KKTC’de kısır bir tartışma içinde dönüp dolaşıyoruz.
Kısır diyorum çünkü üreme , gelişme, geliştirilme ihtimali yok maalesef.
Her dakika başı belirli başlı bazı gazeteler sosyal medya üzerinden konu ile ilgili gelişmeleri veya didişmeleri aktarıp duruyor.
Ben dahil herkes hassas olduğu konuda fikrini beyan edip duruyoruz , hem de bir işe yaramayacağını bildiğimiz halde…
Evet işe yaramayacak.
Niye mi?
Bir tarafta olaya insan hakları bağlamında bakıp, bir çok şeyde geriden geldiğimizi hatta gelmeyip durup beklediğimizi savunan insan hakları savunucuları var..
Diğer taraftan ben dindarım, benim inancıma kimse karışamaz. Herkes işine baksın, benim çocuğum inancım gereği, giyinir, kuşanır ben de bu memlekette yaşıyorum.
Faşistlik yapmayın…
Diyen bir kesim var.
Diğer taraftan Atatürk ilke ve inkılapları gereği bu okullara tesettürlü girmenin mümkün olmayacağını savunan bir sendikal kesim var…
Diğer taraftan da asıl benim dikkatimi çeken ve yazımda özelikle yer vermek istediğim; koşulsuz bir şekilde Türkiye düşmanlığı, İslam düşmanlığı, İslami inanca karşı direnç gösteren dogmalaşmış, “kesin kes asla, imkansız, tartışılmaz” bile diyen ve inancımıza kin güden bir kesim var…
Yani bütün akış için çok üzgün olduğumu belirtmek isterim ancak bu konu için şahsım adına özellikle çok üzgünüm olduğumu belirtmek isterim.
Özellikle son günlerde yaşanan tartışmalarda gördük ki “Ben Müslümanım, ” deyip dindar olduğunu belirten kesime dindar sayamadığımız kesim pek de itibar etmiyor galiba.
Hatta belli ki yaşanılan dini inancın kişilere veya topluma, adalet, eşitlik , ilim sahibi, bilim sahibi olmayı, adil olmayı, yardımsever olmayı, güvenilir olmayı pek de yansıtamamış gibi.
Hem de inandıkları dinin temsilcisine Mekkeli Müşriklerin bile Muhammed’ul Emin (güvenilir, kimseye zararı olma ihtimali olmayan) dediği bir peygambere tabii iken…
Bu durum gerçekten Müslüman camiası için çok üzücü ve endişe verici olmalı.
Durup düşündüğümüz zaman bizler karşımızdakileri “Din Düşmanı” olarak tabir eder iken dostlarımız da iyi düşünmeli ki; Din Düşmanı değil de , Din dostu olabilmeleri için iyi bir model olabildik mi mesela?
Veya olabilmeleri için ne yaptık veya ne yapmalıyız?
Bina? Camii? Okul?
Ne???
Bence hiç biri.
Ama yine de bu konunun uzmanı arkadaşlar ellerini başının üzerine koyup iyi bir düşünsünler iyi olur derim.
Unutmayalım ki bu din slogan atma, ilahi söyleme, mezarlıkta mevlit okumadan ibaret değildir…
Vakit geçmeden dersimize iyi çalışalım , çünkü her nefis ölümü tadacaktır ve her nefis yaptıklarından ve bunun yanında yapma imkanı olduğu halde yapmadıklarıdan da suale çekilecektir..
Selam ve dua ile…
Hayırlı Ramazanlar